ZYY · Beş Ayna Sistemi Ücretsiz Görüşme
Ücretsiz Görüşmeye Başvur →
Bu sayfa yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; bir teşhis, tedavi ya da terapi değildir. Sadece DAVRANIŞSAL bilgiler içerir. İlaç veya terapi süreçleri yoktur. KLİNİK düzeyde bir sorun yaşıyorsanız önce bir uzmana danışın.
Alarm · Motor · Odak · Tartı · Bağ

Yıllardır Aynı İştesin ve Kendi İşini Kurmak İstiyorsun. Ama Bir Türlü Başlayamıyor ya da Devam Ettiremiyorsan, Sorun Kuracağın İşte Değil, Beynindeki 5 Sistemde Olabilir.

Bu beş sistem birlikte çalıştığında, başlamak da devam etmek de kolaylaşır. Biri bile zorlandığında, en çok istediğin iş bile hep "sonraya" kalır.

Selman Uyanık
Selman Uyanık Tarafından Yazılmıştır…

Davranış Modeli Tasarımcısı · Nörobilim Temelli Erteleme ve Motivasyon Araştırmacısı · Dopaminerjik Mükemmeliyetçilik Hipotezi, ZYY, DEPTH, R.I.S ve ATZDG (NBST) Sistemlerinin Kurucusu ve Geliştiricisi. Hekim, psikiyatrist, psikolog veya psikoterapist değildir.

Eğer bu cümlede kendini gördüysen, bana birkaç dakikanı ayır.

Çünkü belki de sorun, yapman gereken iş değil.

Belki de sorun, beynindeki beş sistemin doğru çalışmaması.

Bunu bir araba gibi düşün.

Bir arabanın yola çıkabilmesi için parçalarının birlikte çalışması gerekir. Biri bile düzgün çalışmıyorsa, ya hiç yola çıkamazsın ya da çıksan bile yarı yolda kalırsın.

Beyninde de böyle birlikte çalışan beş sistem var: bir alarm, bir motor, bir odak, bir tartı ve bir bağ.

Bu sistemlerde sorun varken bir işe başlamak çok zorlaşır. Başlasan bile, devam ettirmek daha da zorlaşır.

Yani mesele, hangi işi kuracağın değil. O işi taşıyacak mekanizmanın düzgün çalışıp çalışmadığı.

Önce mekanizmanın düzgün çalışması lazım. İş, ondan sonra gelir.

Belki sen de bazı sorunlar yaşıyorsun.

Belki kafan susmuyor…

Belki sürekli kaygılar ve endişeler yaşıyorsun…

Sabah uyandığında yorgunluk ve motivasyonsuzluk hissediyorsun…

Bir paragrafı üç kere okuyorsun ama hâlâ aklında kalmıyor…

"Beş dakika" deyip telefonu iki saat elinden bırakmıyorsun…

Yaptığın hiçbir şey sana yetmiyor…

Ve bazen, hiçbir şeyin bir anlamı yokmuş gibi hissediyorsun…

Bunların hepsini ayrı sorunlar gibi sanıyorsun.

Ama değil.

Aralarında, çıplak gözle görünmeyen sessiz bir bağlantı var.

Hiçbir insanın fark etmediği.

Hiçbir kişisel gelişim kitabının yazmadığı.

Hiçbir motivasyon konuşmacısının dile getirmediği bir bağlantı.

Öyle bir bağlantı ki, bir kez gördüğünde bir daha asla görmezden gelemeyeceksin.

Çünkü yıllardır neden hâlâ aynı yerde olduğunu…

Kendi işine başlayacağın günün neden hep "bir sonraki aya" kaydığını…

Denediğin onlarca yöntemin neden iki hafta sonra çöktüğünü…

Bir sorunu çözer çözmez neden başka bir sorunun hemen ortaya çıktığını…

Teker teker anlayacaksın.

Ve en önemlisi: bu döngüden gerçekten nasıl çıkılacağını göreceksin.

Ama Asıl Şaşırtıcı Şey Şu…

Onlarca kişiyle birebir telefon görüşmesi yaptıktan sonra...

Fark ettim ki, karşıma çıkan hemen herkes sanki farklı sorunları varmış gibi konuşuyordu.

Ama ben kiminle konuşsam, sanki aynı insanla konuşuyordum. Anlatılanlar birçok kişinin değil, tek bir kişinin ağzından çıkıyor gibiydi:

"Kafam durmuyor. Endişe, kaygı, stres yaşıyorum."

"Hiçbir şeye motive olamıyorum."

"Okuyorum ama aklımda kalmıyor."

"Sürekli erteliyorum."

"Kendime güvenimi kaybettim."

"Artık hiçbir şeyin anlamı yok."

Ve çoğunun bir başlangıç noktası vardı.

Hayatlarının bir döneminde bir baskı, bir kaygı, bir stres yaşamışlardı. Ve o stresten kaçmak için en kolay yola sarılmışlardı:

Telefon. Dizi. Sosyal medya. Sigara. Şeker. Abur cubur.

Anlık rahatlatan, ucuz ve hızlı şeyler.

Herkes böyle değildi elbette. Bazıları yoğun bir stres altında yaşasa bile bu kaçış yollarına hiç sarılmamıştı.

İşte tam burada, şimdiye kadar gözden kaçan bir şey fark ettim:

Sorun, beyindeki beş sistemin bir döngü şeklinde birbirini sabote etmesinden kaynaklanıyordu.

Ve şimdi sana bunu anlatacağım.

Not: Bu sayfada geçen kortizol, dopamin, asetilkolin, serotonin ve oksitosin adlandırmaları, modelin açıklayıcı dilidir. Kişiye ait bir ölçüm, tahlil ya da tanı sonucu değildir. Bilimsel kaynaklar sayfanın sonunda.

Çünkü gerçekten ilgi çekici.

Ve sana, o arabanın neden yola çıkamadığını, neden bir türlü başlangıç yapamadığını gösteriyor.

Her şey, beyninde sessizce kurulan bir zincirle başlıyor. Gel, o zincirin ilk halkasına bakalım.

1. Sistem · Alarm

Beynindeki Zincir Büyük Bir Döngü Yaratıyor

Beyninde bir alarm var. Bunun adı amigdala.

Beyinde amigdalanın yeri

Araba alarmı gibi; bir tehdit algılandığında aktif hale gelir ve vücutta kortizol hormonunun, yani stres hormonunun salgılanmasına neden olur.

Fakat buradaki sorun şu:

On bin yıl önce, çalılıkta bir aslan gördüğünde bu hormon işe yarıyordu. Alarm çalınca (tehdidi algılayınca) seni "savaş ya da kaç" moduna sokuyor ve sen de hayatını kurtarmaya çalışıyordun.

Ama bugün ortada aslan yok. Başka bir şey var.

Artık aslan yerine ödenmemiş bir fatura var. Yarınki sunum var. Sana söylenen ağır bir söz var. "Ya başaramazsam?" düşüncesi var. Gelecek kaygıları var. Ve işin en ilginç yanı şu:

Beynin, aslanla bu endişeler arasındaki farkı bilmiyor; hepsini aynı tehdit zannediyor. Sanki üzerine aslanlar geliyormuş gibi hissettiriyor.

Böylelikle sürekli alarm çalıyor (yani sürekli stres altında kalıyorsun). Gün boyu. Bazen gece boyu.

İşte zincirin ilk halkası budur: kortizol.

Bu zincir herkeste bu sırayla ilerlemiyor. Stres yaşayan herkes telefona, diziye kaçmak zorunda değil.

Ama stres, insanı bu kaçış noktalarına doğru çok güçlü bir şekilde çekiyor.

Ve çoğu insanda kortizol tek başına kalmıyor.

2. Sistem · Motor

Stresten Kaçmak İçin Yaptığın Şey, Motoru Çökertiyor

Alarm sürekli çalınca, beynin genellikle tek bir şey istiyor: rahatlamak.

Ve sen en kolay rahatlamayı seçiyorsun. Telefonu eline alıyorsun. Diziye uzanıyorsun. Sigarayı yakıyorsun.

Her seferinde beynine yüksek dozda bir haz dalgası gidiyor. Bunu sağlayan kimyasalın adı ise dopamin.

Dopamin, seni harekete geçiren sistemdir. Bir şeyi istemeni ve ona doğru yürümeni sağlar. Yani beynin motorudur.

Ama burada şöyle bir tuzak var: beynin, telefon, dizi, sosyal medya gibi ucuz dopamin kaynaklarından gelen yüksek doza alışıyor.

Ve beyin bir kez yüksek doza alışınca, düşük doz haz veren şeyleri artık değersiz buluyor. Kitap okumak. Masaya oturmak. Bir işi sıfırdan üretmek. Bunların hepsi beynine artık "çok az" geliyor, anlamsız geliyor. Beynin diyor ki:

"15 saniyede aynı hazzı alabiliyorken, neden 3 saat kitap okuyayım?"

İşte tam bu yüzden çalışmaya başlayamıyorsun. Masaya oturamıyorsun. Oturduğunda da beş dakika sonra elin telefona kayıyor.

Bu tembellik değil. Bu, beyninin gerçek hayatı artık "düşük doz" bulması.

Artık iki sistemde de sorun var: kortizol + dopamin

Ve bu ikisi birlikte çökünce, üçüncü sistemi de yanlarında aşağı çekiyorlar.

3. Sistem · Odak

İki Sistem Çökünce, Odağın Buharlaşıyor

Beyninde, öğrendiğini kalıcı hale getirmene yardım eden bir kimyasal var: asetilkolin.

Odak tek bir kimyasala bağlı değil; noradrenalin ve dopamin gibi başka kimyasallar da bu işin içinde. Ama dikkat ve öğrenme denince öne çıkan isimlerden biri asetilkolin.

Bir işe gerçekten kilitlendiğinde devreye girer; dikkatini o işe toplamana ve öğrendiğini beynine kazımana yardım eder.

Ama bu sistem en iyi, sakin bir zeminde ve uzun odaklanmayla çalışır. Oysa senin alarmın açık (kortizol) ve beynin dakikada bir yeni uyaran istiyor (dopamin).

Yani asetilkolinin doğru çalışması için gereken iki şart da yok.

Sonuç:

Bir göreve oturuyorsun, beş dakika sonra zihnin kaçıyor.

Bir paragrafı üç kere okuyorsun, hâlâ aklında kalmıyor.

Bir kitabı bitiriyorsun, bir hafta sonra hiçbir şey hatırlamıyorsun.

Bu bir zekâ sorunu değil. Bu, odağın çalışacağı zeminin olmaması.

Üç sistem de birden sorun çıkarıyor: kortizol + dopamin + asetilkolin

Ve bu üçü çökünce, sıra dördüncüye geliyor.

4. Sistem · Tartı

Odak Gidince, İçindeki Tartı Bozuluyor

Beyninde bir tartı var. Sürekli ölçüm yapar: "Bugün iyi miydim? Yeterli miydim?"

Bu tartı dengedeyken, tamamladığın her görev sana küçük bir zafer hissi verir. Bu hissi yaratan kimyasalın adı ise serotonin.

Ama odak çöktüğünde, artık hiçbir şeyi gerçekten tamamlayamıyorsun. Tamamlanmayan görev de tartıyı beslemiyor.

Ve şu garip şey oluyor:

Başarıyorsun ama hissetmiyorsun. Bitiriyorsun ama tatmin olmuyorsun.

İçeride bir boşluk oluşuyor ve o boşluğu dışarıdan doldurmaya çalışıyorsun. Bir "aferin" bekliyorsun. Sosyal medyada beğeni topluyorsun. "Acaba ne derler?" düşüncesi kafandan çıkmıyor.

Özgüvenin, dışarının onayına bağlı hale geliyor.

Şimdi dört sistem birden çöktü: kortizol + dopamin + asetilkolin + serotonin

Ve geriye, en sinsi halka kalıyor.

5. Sistem · Bağ

En Sonunda, İnsanlarla Arandaki Bağ Sönüyor

Beyninde, seni başkalarına bağlayan bir sistem var. Yakınlık, aidiyet, bir yere "ait olma" hissini taşıyan sistem. Bu kimyasalın adı oksitosin.

Bu halkada yaşananların şiddeti herkeste aynı olmuyor. Bazı insanlarda bu kısım hiç sorun yaratmıyor.

Ama önceki dört halkadaki sorunlar şiddetlendiyse, iş artık buraya kadar gelebiliyor. Ve o zaman bu bağ yavaşça solmaya başlıyor.

Bu nedenle insanlardan yoruluyorsun, ama yalnız da kalmak istemiyorsun.

Bir araya geldiğin insanlarla aranda eskiden olan o sıcaklık artık yok; oradasın ama bağlı değilsin.

Aramak, görüşmek, mesaj atmak giderek daha çok bir yük gibi geliyor.

Yavaş yavaş içine kapanıyorsun. Ve içine kapandıkça, seni gerçekten iyi hissettirebilecek tek şeyden, yani gerçek bağdan da uzaklaşıyorsun.

Bir zamanlar seni heyecanlandıran şeyler artık tatsız: müzik, film, arkadaşlık.

İşte beşinci halka da kırıldı: kortizol + dopamin + asetilkolin + serotonin + oksitosin

Ve işte o zaman, asıl mesele ortaya çıkıyor.

Beş Halka Birden Kırılınca, Geriye Anlam Kalmıyor

Şuna dikkat et: anlamı söndüren tek bir sistem değil.

Anlam, bir hormonun açılıp kapanmasıyla gelmez. Anlam, bütün bu sistemlerin birlikte, uyum içinde çalışmasından doğar.

Alarmın sustuğunda, motorun düzgün döndüğünde, odağın yerindeyken, içinde tatmin akıyorken ve insanlarla bağın sağlamken, işte o zaman hayatın bir örgüsü, bir yönü, bir değeri olur.

Ama beş sistem birden çöktüğünde, o örgü dağılıyor.

Yaptığın işi neden yaptığını hatırlamıyorsun.

Bir zamanlar seni heyecanlandıran şeyler artık tatsız.

Ve bir gün, kafanda şu soru beliriyor:

"Bunu niye yapıyorum? Sabah neden kalkıyorum?"

Bu, tek bir eksik kimyasalın sesi değil.

Bu, ancak çökmüş bir sistemin çığlığı olabilir.

Şimdi Geriye Dön ve Tüm Tabloya Bak

Kaygı yükseldi.

Sen kaçmak için ucuz dopamine sarıldın.

Motivasyonun düştü.

Odağın dağıldı.

İç tatminin ve özgüvenin aşındı.

Ve en sonunda bağ da kopunca, hayattaki anlam söndü.

ZYY Beş Sistem Zinciri

Sana beş ayrı sorun gibi görünen şey, aslında tek bir zincir.

Bir halka diğerini çekerek koparıyor. Sırayla.

Kiminde zincir sonuna kadar gitmiyor, bir iki halkada duruyor. Ama hangi halkada durursa dursun, o halka zorlanırken üstüne kendi işini kurmaya çalışmak, bozuk bir parçayla yola çıkmaya benzer. Ya hiç çıkamazsın ya da yarı yolda kalırsın.

Ve işte bu yüzden, yıllardır ne yaptıysan kalıcı olmadı.

Şimdi Dur ve Düşün

Bugüne kadar bu sorunlarla hep savaştın...

Kaygın, endişen mi vardı? Sakinleşme tekniklerini araştırdın.

Motivasyonun mu düştü? Bir motivasyon videosu izledin.

Odağın mı dağıldı? Bir odak tekniği denedin.

Özgüvenin mi düşük? Nasıl yükselteceğini okudun.

Hayatta anlamını mı kaybettin? "Tutkunu bul" diyen yazılara sarıldın.

Her biri, zincirin tek bir halkasını onarmaya çalışıyordu.

Ve işte sorun tam burada.

Sen o tek halkayı biraz onarıyordun, ama zorlanan diğer halkalar onu hemen geri çekiyordu.

Kaygını yatıştırıyordun, ama çöken motivasyonun seni yine diziye, telefona itiyordu.

Motivasyonunu topluyordun, ama dağılan odağın hiçbir şeyi bitirmene izin vermiyordu.

Odağına çalışıyordun, ama tamamlayamadığın görevler özgüvenini eritiyordu.

Ya da asıl zorlanan halka bambaşkaydı. Sorun alarmdayken sen odak tekniği deniyordun. Sorun tartıdayken motivasyon videosu izliyordun.

Bu yüzden denediğin her şey iki, üç hafta dayandı, sonra çöktü.

Sorun sende değildi.

Yanlış halkayla savaşıyordun.

Ve hangi halkanın zorlandığını görmeden, zinciri rastgele bir halkadan kırmaya çalıştığın sürece, sonuç hep aynı olur.

Peki Bu Zincir Nasıl Kırılır?

Doğru sıra, zinciri tersine çevirir.

Zincir nasıl çöktüyse, ZYY eğitiminde davranışsal çalışma da tam tersi sırayla ilerliyor.

Önce alarmla çalışıyorsun. Günlük düzenin ve stres anındaki davranışların üzerinde çalışıyorsun; zemin sakinleştikçe yeni bir alışkanlığı öğrenmek kolaylaşıyor.

Sonra motoru yeniden ayarlıyorsun. Yüksek uyarana (telefon, dizi, sosyal medya) alışmış günlük düzenini adım adım değiştiriyorsun. Amaç, kitap okumak, üretmek, masaya oturmak gibi düşük uyaranlı işlerin yeniden yapılabilir hale gelmesi.

Sonra odağını geri çağırıyorsun. Zemin sakin ve motor düzgün çalışınca, derin odak için gereken koşullar oluşuyor. Okuduğunu kalıcı hale getirmek ve başladığın işi bitirmek için kendi çalışma düzenini kuruyorsun.

Sonra içindeki tartıyı dengeliyorsun. Görevleri tamamlayabildikçe iç tatmin hissi güçleniyor. Onayı dışarıda aramak yerine kendi ölçütlerinle çalışmayı öğreniyorsun.

Ve en sonunda, bağ ve anlam üzerinde çalışıyorsun. İnsanlarla bağın ve günlük hayatının yönü yeniden kurulduğunda, sabah kalkmak için bir sebep bulmak kolaylaşıyor.

Her halka, bir öncekinin üstüne kuruluyor.

Ve beş sistem birbirini geri çekmek yerine birbirini desteklemeye başladığında, döngü tersine dönüyor.

Bir halka diğerini destekleyerek yukarı çekiyor. Sırayla.

Şimdi Muhtemelen Şunu Düşünüyorsun

"Tamam. Zinciri anladım. Mantıklı geldi. Peki bu sistem benim için işe yarar mı?"

Sana dürüst cevabı vereyim:

Bilmiyorum.

Çünkü seni tanımıyorum.

Sıra herkeste aynı: önce temel, yani alarm. Bunu biliyorum.

Ama senin zincirinde hangi halkada en çok zorlandığını bilmiyorum.

Sürecin senin hayatına, senin tempona nasıl uyarlanacağını bilmiyorum.

Daha önce neyi denedin, tam olarak nerede takıldın, bilmiyorum.

Ve işte tam bu yüzden, sana bu sayfada bir paket, bir fiyat, bir "hemen satın al" butonu sunmayacağım.

Çünkü şunu öğrendim:

Aynı Sıra, Herkese Aynı Şekilde Uygulanmaz

Sıra aynı olsa da, her insanın zinciri farklı yerden, farklı şiddette zorlanıyor.

Biri sadece stresle gelir. Biri sadece odakla. Biri yetersizlik ve iç huzursuzlukla. Biri de hepsiyle birden.

Birinin alarmı tavandadır; sürecin neredeyse tamamı oraya yüklenir.

Bir başkasının alarmı görece hafiftir ama motoru tamamen çökmüştür; ağırlık oraya kayar.

Bir diğerinin temeli sağlamdır; asıl yıkım odakta ve anlamdadır.

Hepsi aynı ZYY eğitimini, aynı sırayla alır.

Ama her birinde nereye, ne kadar ağırlık verileceği değişir.

Ve bunu bir sayfada göremem.

Bunu ancak seninle konuşarak bulabilirim.

Berker Şahin
Ekonomist

Hayatımda katıldığım ve faydasını gördüğüm en güzel eğitimlerden biri, hatta benim için en değerlisi ZYY (Zihinsel Yeniden Yapılandırma) eğitimi oldu. Kendimle ilgili zihnimde uzun zamandır cevap arayan birçok soru işareti yerini anlamlı cevaplara bıraktı. Bugüne kadar pek çok eğitim almış, farklı konularda kitaplar okumuş ve kişisel gelişime ilgi duyan biri olarak, bu kadar etkili, sistemli ve günlük hayatta uygulanabilir bir yaklaşımla daha önce karşılaşmamıştım. Selman Uyanık kişiye özel planlamalar yaptı ve her hafta gelişimimi takip edebilmem için özel takip dosyaları oluşturdu. Kendini tanımak, düşünce kalıplarını sorgulamak ve hayatında gerçek bir değişim yaratmak isteyen herkese ZYY eğitimini kesinlikle tavsiye ediyorum.

Bu ifade, kişinin kendi deneyimini kendi cümleleriyle aktardığı görüşüdür. Kişisel deneyim herkes için aynı sonucu vermez; sağlık beyanı veya iyileşme vaadi içermez.

Senden İstediğim Sadece 30 Dakika

Bir telefon görüşmesi.

Ücretsiz. Hiçbir ön ödeme yok. Hiçbir taahhüt yok.

O 30 dakikada şunu yapacağız:

Sen kendini anlatacaksın. Şu an hayatında ne oluyor, kendi işin konusunda nerede takıldın, neyle boğuşuyorsun.

Ben dinleyeceğim ve doğru sorularla, beş sistemden hangisinin senin asıl darboğazın olduğunu birlikte göreceğiz.

Şunu da baştan söyleyeyim: ZYY bir eğitim. Modül modül ilerliyor.

Görüşmede, bu eğitimin senin durumunda nasıl uygulanacağını ve hangi bölümlere ağırlık vermen gerektiğini anlatacağım.

Ve görüşmenin sonunda sana net bir şey söyleyeceğim: ZYY senin için doğru eğitim mi, değil mi.

Eğer uygunsa, nasıl ilerleyeceğimizi konuşuruz.

Eğer uygun değilse, bunu sana açıkça söyler ve seni doğru yöne yönlendiririm.

Çünkü Ben Filtre Yapıyorum

Yanlış kişiyi eğitime almak, hem ona hem bana kötülük.

Ona kötülük, çünkü işine yaramayacak bir şeye vakit ve emek harcamış olur.

Bana kötülük, çünkü sonuç alamayacak biri sadece zamanımı ve emeğimi alır.

Bu yüzden filtreyi ben tutuyorum. Ve o filtre, bu 30 dakikalık görüşme.

Seni paket almaya zorlamayacağım. Bu benim için zaman kaybı.

Eğitim sana uygun değilse, sana bunu söylerim. Uygun olsa bile, şu an doğru zaman değilse, "bekle" derim.

Şimdi Önünde İki Yol Var

Birinci yol: Bu sayfayı kapatıyorsun.

İçinden "sonra bakarım" diyorsun. Telefonu eline alıyorsun. On dakika sonra bu yazıyı unutuyorsun.

Yarın sabah yine aynı saatte uyanıyorsun. Yine aynı işe gidiyorsun. Kendi işinin fikri yine bir kenarda bekliyor.

Ve zincir, her geçen gün biraz daha sıkışıyor. Çünkü kendi kendini besliyor.

Bir yıl sonra yine aynı yerdesin. Beş yıl sonra, sadece beş yaş daha büyük, hâlâ aynı işte ve hâlâ "bir gün başlayacağım" diyorsun.

Bu, hiçbir şey yapmayanların yolu. Ve bedava.

İkinci yol: Aşağıdaki butona tıklıyorsun.

Kısa bir başvuru formu dolduruyorsun, bir dakika sürüyor. Sana uygun bir gün seçiyorsun. Ve o gün, telefonun çalıyor.

Karşında, yıllar önce tam senin yerinde olmuş biri olacak.

30 dakika konuşuyoruz. Ve kapattığında iki şeyi birden biliyor olacaksın: zincirinde hangi halkanın zorlandığını ve onu düzeltmek için somut bir yol haritasını.

Bu yol da bedava. Ama seni, beş yıl sonra bambaşka bir yere götürebilir.

İkisi de Bedava. Aradaki Tek Fark, Tıklayıp Tıklamaman.

Çoğu insan birinci yolu seçer. Çünkü kolay. Hiçbir şey yapmamak her zaman daha kolaydır.

İkinci yol biraz cesaret ister: bir butona tıklamak, birkaç soruyu cevaplamak, yıllardır içinde tuttuğun şeyleri birine anlatmak.

Ama bu yazının sonuna kadar gelmen, zaten o cesaretin sende olduğunu gösteriyor.

Şimdi sadece bir adım kaldı.

Buraya kadar okuduysan

Önce Birkaç Soru, Sonra Randevunu Seç

Ücretsiz. 30 dakika. Hiçbir taahhüt yok.

Ücretsiz Görüşmeye Başvur ↓

Hâlâ Aklında Bir Soru Varsa…

Telefona çıkmadan önce kafanı netleştirmek istiyorsan, en sık sorulan soruları yanıtlayayım.

"Görüşme gerçekten ücretsiz mi?"

Evet. Tamamen.

Hiçbir ön ödeme, hiçbir gizli ücret, hiçbir taahhüt yok. 30 dakika boyunca seni dinler, durumunu birlikte değerlendiririz. Sonunda ZYY sana uygun mu değil mi, dürüstçe söylerim.

"Beni paket almaya zorlayacak mısın?"

Hayır.

Bu benim için zaman kaybı olur. İşine yaramayacak bir insana bir şey satarsam, parası tatsızlık olarak geri döner, itibarım sarsılır, vaktim boşa gider. Eğitim sana uygun değilse bunu söylerim; uygun olsa bile şu an doğru zaman değilse "bekle" derim.

"Bu sistem bana iş kurmayı mı öğretiyor?"

Hayır.

ZYY sana iş fikri, iş modeli ya da para kazanma yöntemi öğretmez. Herhangi bir gelir ya da iş başarısı vaadi de içermez.

Odaklandığı şey, bir işe başlamanı ve devam ettirmeni zorlaştıran günlük davranış ve alışkanlık düzenidir. Kuracağın iş senin; ZYY, o işi taşıyacak zemin üzerinde çalışır.

"30 dakika yeter mi?"

Yeter.

Görüşmenin yapısını biliyorum. Seni dinliyorum, doğru sorularla darboğazını buluyoruz, ZYY senin durumuna nasıl uygulanır anlatıyorum. Eğer 30 dakikada net bir sonuca varamıyorsak, bu zaten ZYY'nin senin için uygun olmadığı anlamına gelir.

"Beni tanımadan 30 dakikada ne anlayacaksın?"

Çünkü sen sandığından çok daha tanıdık geliyorsun. Desen tanıdık. Kimin hangi halkada takıldığını çok kısa sürede anlıyorum. Bu sezgi değil, pratik.

"Kendim uygulasam olmaz mı?"

Belki olur.

Disiplinliysen, kendini iyi tanıyorsan ve hangi sistemin senin darboğazın olduğunu kendin bulabiliyorsan, tek başına yürütebilirsin. Ama çoğu insan "kendim yaparım" diye başlar, iki hafta sonra takılır, vazgeçer. Telefonda bunu birlikte değerlendiririz; kendin yapabilecek durumdaysan bunu da açıkça söylerim.

"Klinik bir sorunum varsa bu sistem bana uygun mu?"

Açıkça söyleyeyim: ZYY bir tedavi ya da terapi değildir. Davranış alışkanlıklarına yönelik bir eğitimdir.

Aktif psikiyatrik kriz, ağır klinik depresyon, madde bağımlılığı ya da uzman müdahalesi gerektiren bir durum yaşıyorsan, ZYY senin için uygun değildir. Önce bir hekime ya da ruh sağlığı uzmanına başvurman gerekir. Sürmekte olan bir tedavin varsa, onu bırakmamalı ya da değiştirmemelisin.

Erteleme, telefon ve ekran alışkanlıkları, dikkat dağınıklığı, motivasyon kaybı ya da günlük hayatta stres ve endişe gibi davranışsal konularla uğraşıyorsan, görüşmede birlikte değerlendirebiliriz.

Emin değilsen, telefonda konuşuruz ve gerekirse seni doğru yere yönlendiririm.

Yusuf Işıktaş
Veteriner Hekim

Selman hocam sizinle bir eğitim ve koçluk dönemini geride bıraktık. Bu süreç içerisinde bana kattığınız her şey için teşekkür ederim. Şuan anlıyorum ki sizinle olan süreçten önce anlık haz peşinde koşuyormuşum. Hayatım ve günüm bu şekilde geçiyormuş. Plansız ve amaçsız şekilde yaşamışım. Eğitimin bana kattığı en büyük faydasından biri bu olumsuzluklarıma dışardan bir gözle bakarak o tarafımı düzenleme gücünü vermesi. Kurban psikolojisinden çıkıp hayatımın dizginlerini elime almamda bana yardımcı olması. Kafamın içindeki karmaşıklığı netleştirmesi, görünmez olanı benim için daha görünür yapması, bana kattığı olumlu yanlardan sadece birkaçı.

Tülin Aydemir
Expert Şömine Sahibi

Selman Uyanık Hocama ithafen ben danışan tülin ben hocam diye hitap etmek istiyorum çünkü ondan önemli ve değerli şeyler öğrendim beynimizin işleyişiyle ilgili bizi mutlu eden köleleştirren otomatiğe bağlayan ertelettiren faktörleri tanımaya çalıştık haftalarca detay detay saat saat dakika dakika danışanına program hazırlıyor kişiye özel emek veriyor bir yerlere getirmek için insan üstü çaba sarf ediyor tanıdığım için çok müteşekkirim yazımı rastlayan tesadüfen okuyan herkese eğer kendinizi düzelmek istiyorlarsa kendileri için hazırlanan bu şahane programı kısa bir müddet sabredip uyarlarsa bütün ömürleri farkında dolu dolu başarılı mutlu disiplinli geçer diyorum iddia ediyorum saygılar sevgiler güzel insan iyiki yolumuz kesişmiş hoş kalın hoşçakalın

Bu ifadeler, kişilerin kendi deneyimlerini kendi cümleleriyle aktardığı görüşlerdir. Kişisel deneyim herkes için aynı sonucu vermez; sağlık beyanı veya iyileşme vaadi içermez.

Son Bir Şey

Bu yazının sonuna kadar geldin. Zinciri gördün. Belki kendi zincirinde hangi halkanın zorlandığını da fark ettin. Sorularına cevap aldın.

Şimdi geriye sadece bir şey kaldı: karar.

Kendi işini kurma isteğin hâlâ oradaysa ve bu yazıyı buraya kadar okuduysan, aslında çoktan bir şey söylüyorsun:

"Artık yeter. Bu döngüden çıkmak istiyorum."

Geriye, sadece bunu kendine itiraf etmen ve aşağıdaki formu doldurman kaldı.

Birkaç soru. Sonra sana uygun bir randevu saati. Ve o gün, telefonun çaldığında, karşında seni gerçekten anlayan biri olacak.

Selman Uyanık
Ücretsiz Ön Görüşme Başvurusu

30 Dakikalık
Ücretsiz Görüşme Başvurusu

İletişim bilgilerini yaz ve formun içinden sana uygun görüşme saatini seç. Görüşme telefonla; seçtiğin saatte seni ben arayacağım.

Lütfen adınızı yazın.
Lütfen soyadınızı yazın.
Lütfen geçerli bir telefon numarası girin. Örn: 05xx xxx xx xx veya +90 5xx xxx xx xx
Lütfen e-posta adresinizi yazın.

Ayrıntılı soruları ön görüşmeden önce güvenli bir bağlantıyla ayrıca soracağız.

Görüşme saatini seç

Görüşme telefonla, yaklaşık 30 dakika. Seçtiğin saatte seni ben ararım. Saatler Türkiye saatidir.

Uygun saatler, bu bölüme geldiğinde yüklenir.

Lütfen bir görüşme saati seç ya da “hiçbiri bana uymuyor” seçeneğini işaretle.

Gizlilik notu: Bu form yalnızca iletişim bilgilerinizi (ad, soyad, telefon, e-posta), seçtiğiniz görüşme saatini ve isterseniz e-posta pazarlama izninizi toplar. Sağlık, tanı, ilaç, tedavi veya benzeri özel nitelikli bilgilerinizi paylaşmayın.

Randevu bilgilendirmesi: Seçtiğiniz görüşme tarihi ve saati, başvurunuzla birlikte Türkiye’deki sunucumuzda saklanır ve yalnızca sizi bu saatte aramak ve size randevu e-postası göndermek için kullanılır. Bana gelen randevu bildirimi, yurt dışındaki e-posta hizmetinde (Titan) bulunan destek@beyinspektrumu.com kutusuna gider; bu bildirimde adınız, telefonunuz ve e-postanız yer almaz.

Başvurunuzun işlenmesi, hizmet sağlayıcıları ve veri aktarımı hakkında KVKK Aydınlatma Metni ve Gizlilik Politikası bölümlerini inceleyebilirsiniz.

Davranış Modeli Tasarımcısı Ne Yapar, Ne Değildir?

Davranış modeli tasarımcısı; insan davranışının neden ortaya çıktığını, hangi değişkenlerle sürdüğünü ve nasıl değiştirilebileceğini açıklamak amacıyla özgün kavramsal modeller, mekanizmalar ve uygulama sistemleri geliştiren kişidir. Yani yalnızca "insanlara davranış değiştirmeyi öğreten kişi" değildir. Esas fark, model üretmesidir.

"Davranış Modeli Tasarımcısı" ifadesi Türkiye'de tanımlı bir meslek ya da akademik bir unvan değil; kendi çalışma biçimimi anlatmak için kullandığım bir tanım. Koç, eğitmen ve davranış modeli tasarımcısı olarak çalışıyorum.

Akademik bir derece değil. Üniversite programından gelen bir diploma ya da bilimsel bir unvan değildir.

Devlet onaylı bir meslek değil. MYK, YÖK, MEB ya da başka bir kamu kurumu tarafından tanımlanmış veya akredite edilmiş bir unvan değildir.

Klinik bir yetki değil. Psikolog, psikiyatrist veya psikoterapist yerine geçmez; tanı koyma, teşhis ve tedavi yetkisi vermez.

Peki Nedir?

Kendi çalışma biçimimi anlatan bir tanımdır. Bir davranış sorununu (erteleme, odak kaybı, motivasyon düşüşü gibi) bileşenlerine ayıran, mekanizmasını adlandıran ve onu adım adım ele alan özgün bir sistem kurduğum anlamına gelir.

Model üretir, tavsiye vermez. Değişkenler, kategoriler, süreçler, ölçüm araçları ve uygulama sırası oluşturur; bu modelleri DOI kaydıyla açık erişimde paylaşır, herkesin okuyup eleştirebileceği hale getirir.

Uygulamada bir eğitim ve koçluk rolüdür. Geliştirdiğim sistemleri, günlük davranış ve alışkanlık düzeni üzerinde birebir eğitim ve koçluk olarak uygularım.

ZYY Sürecinde Neler Yoktur?

Tıbbi veya psikolojik tanı, teşhis ya da değerlendirme yapılmaz.

Tedavi, terapi veya psikoterapi uygulanmaz; hekim, psikiyatrist ve psikolog hizmetinin yerine geçmez.

İlaç, gıda takviyesi, vitamin, bitkisel ürün ya da herhangi bir madde önerilmez, satılmaz ve kullanılmaz.

Kullandığın bir ilacı bırakma, dozunu değiştirme ya da tedaviyi yarıda kesme önerisi verilmez.

Hormon, kan değeri veya beyin kimyası ölçülmez. Sayfadaki nörokimyasal adlandırmalar açıklayıcı bir çerçevedir.

Neler Vardır?

Günlük davranış ve alışkanlık düzenine yönelik, modül modül ilerleyen bir eğitim.

Erteleme, dikkat, ekran alışkanlıkları ve günlük düzen üzerine uygulama adımları.

Modeller kişisel deneyime, alan yazını okumalarına ve DOI kayıtlı açık erişimli çalışmalara dayanır; hakem denetimli klinik kanıt değildir. Sonuçlar kişiye göre değişir, hiçbir sonuç garanti edilmez.

Bu Sayfadaki Dil Hakkında

Bu sayfada geçen "alarm", "motor", "tartı", "bağ", "zincir", "halka", "çökmek", "bozulmak", "kırılmak", "sönmek" ve "çığlık" gibi ifadeler mecazdır. Karmaşık süreçleri herkesin anlayabileceği bir dille anlatmak için kullanılmış benzetmelerdir. Beyinde gerçek bir arıza, hasar ya da hastalık olduğu anlamına gelmez; bir tanı ya da ölçüm sonucu değildir.

Beş sistemin birbirini etkilediği zincir yapısı, ZYY'nin kendi açıklayıcı modelidir. Aşağıdaki kaynaklar, bu modelin dayandığı genel bilimsel arka planı gösterir: stres, motivasyon, dikkat, ruh hâli ve sosyal bağ üzerine yapılmış çalışmalar. Bu kaynaklar ZYY eğitiminin etkinliğini kanıtlamaz.

Bilimsel Kaynaklar

  1. Amigdala ve tehdit algısı. LeDoux, J. E. (2000). Emotion circuits in the brain. Annual Review of Neuroscience. Makaleye git →
  2. Stres yanıtı ve kortizol. Herman, J. P. ve ark. (2020). Brain mechanisms of HPA axis regulation: neurocircuitry and feedback in context. Stress. Makaleye git →
  3. Beynin günlük kaygılara da stres yanıtı vermesi. McEwen, B. S. (2007). Physiology and neurobiology of stress and adaptation: central role of the brain. Physiological Reviews. Makaleye git →
  4. Stresin ödül veren kaçış davranışlarına yönelimi artırması. Sinha, R. (2008). Chronic stress, drug use, and vulnerability to addiction. Annals of the New York Academy of Sciences. Makaleye git →
  5. Dopamin ve motivasyon. Salamone, J. D. ve Correa, M. (2012). The mysterious motivational functions of mesolimbic dopamine. Neuron. Makaleye git →
  6. Asetilkolin, dikkat ve öğrenme. Hasselmo, M. E. (2006). The role of acetylcholine in learning and memory. Current Opinion in Neurobiology. Makaleye git →
  7. Stresin odak ve dikkat üzerindeki etkisi; noradrenalin ve dopaminin rolü. Arnsten, A. F. T. (2009). Stress signalling pathways that impair prefrontal cortex structure and function. Nature Reviews Neuroscience. Makaleye git →
  8. Serotonin, ruh hâli ve sosyal davranış. Young, S. N. ve Leyton, M. (2002). The role of serotonin in human mood and social interaction. Insight from altered tryptophan levels. Pharmacology Biochemistry and Behavior. Makaleye git →
  9. Oksitosin ve sosyal bağ. Lieberwirth, C. ve Wang, Z. (2014). Social bonding: regulation by neuropeptides. Frontiers in Neuroscience. Makaleye git →
Acil durum: Kendine ya da bir başkasına zarar verme düşüncesi, ağır ruhsal sıkıntı veya tıbbi acil bir durumda bu sayfayı ve görüşmeyi bekleme; 112 Acil Çağrı Merkezi'ni ara ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvur. Tanı ve tedavi yalnızca yetkili sağlık kuruluşları tarafından yapılır. Tüm bilgilendirmeyi oku →