Destek: selman@nobleascend.com

Modern dünya insanının hazin sonu:

MOTİVASYON ÖLDÜ

Bu Videoda Erteleme Alışkanlıgınızın, Motivasyonsuzluk, Yorgunluk, Bitkinlik ve Tükenmişlik Problemlerinizin Gerçek Nedenini Ögrendiginiz de Gördüklerinize İnanamayacaksınız. Bu Ne Zaman Yönetimi Ne de Sadece Duygularla Alakalı Bir Mesele...

Uyarı: Ücretsiz görüşme için başvurmadan önce sistemin mantığını anlamanız gerekiyor. Lütfen başvurunuzu yapmadan önce yukarıdaki videoyu izleyin veya aşağıdaki metni sonuna kadar okuyun. (İkisi de aynı konuyu anlatmaktadır ama ben videoyu öneririm size.) Ayrıca Sık Sorulan Sorular bölümü sayfanın en aşagısındadır. Benimle ve egitimle alakalı aklınızda sorular varsa bu bölüme bakabilirsiniz.

Selman Uyanık Tarafından Yazılmıştır...

Zihinsel Yeniden Yapılandırma Danışmanı

Hey sana bir soru sormak istiyorum.

Sende her gün motivasyonsuz, keyifsiz, amaçsız ve yaşamın nasıl geçtigini bilmeyen, günü gününe yaşayan o erteleyici insanlardan biri misin?

Ama artık kalıcı olarak çalışkan, enerjik, canlı ve motive hisseden bir insan olmak ister misin?

Eger cevabın evetse, emin ol bu yazı bu yıl okuyacagın en önemli yazı olacak.

Neden mi?

Çünkü bu yazı da küçük çocukken sahip olduğun o enerjik, canlı ve ışıl ışıl parlayan motive haline geri dönebilmenin büyük sırrını keşfedeceksin. Mesela hiç sordun mu kendine...

Neden o günlerde her gün motive, enerjik ve canlı bir çocukken şimdi bitkin, tükenmiş, yorgun bir insana dönüştün?

İşte bu yazıda bunu anlayacak ve dünyanın en iyi nörobilim uzmanlarından aktarılan bilgilerle bu soruna bir çözüm bulacaksın.

Ve bu sırrı bir kere öğrendiğinde...

  • Gün boyunca lazer odaklanma gücüne sahip bir insana dönüşebileceksin.

  • Her sabah yataktan yeni bir enerji ile uyandıgını fark edeceksin.

  • Gün boyunca 10 kat daha enerjik, canlı ve motive hissetmenin büyük sırrını keşfedeceksin.

  • Kızgınlıktan sakinlige, stresten esenlige, tükenmişlikten canlılıga geçebileceksin.

  • Kendi bedenine hakim olabilen ve kendine söz dinlettirebilen iradeli bir insan olabileceksin.

  • Bu sistemi 30 gün boyunca uygularsan eger, 30 gün sonra zihnindeki karabulutlar yok olacak ve artık güneşin ilk ışıklarını görmeye başlayacaksın.

Ama size masal anlattıgımı sanmayın. Çünkü bu sözler bana ait değil.

Anlatacağım şeyler, Stanford ve prestijli üniversitelerdeki bilim insanlarının son keşiflerine dayanıyor ve şimdiye kadar hiçbir yerde duymadığınız çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor:

Erteleme ve motivasyonsuzluk hâliniz ne irade zayıflığı, ne zaman yönetimi ne de sadece duygusal bir meseledir. Bunun gerçek nedeni çok daha derinlerde saklıdır.

Bu sorun, beyninizde fiziksel olarak görülebilen iki kritik problemle ilişkilidir:

Bunlardan birincisi, beyninizin derinliklerinde sizi kukla gibi yöneten ve beynininizin içini bir ÖRÜMCEK AGI gibi saran yapılarla ilgilidir.

İkincisi ise...

Her gün sizi motivasyonuz, isteksiz ve keyifsiz bırakan, TEHLİKELİ BİR KİMYASAL ile alakalıdır.

Ve Bu İki Sorun Çözülmeden...

Hangi motivasyon tekniğini, hangi planlama uygulamasını, hangi "sadece yap" tavsiyesini uygularsanız uygulayın... sonuç hep aynı kalacaktır:

Geçici bir heyecan yaşayacaksınız ama ardından eski halinize tekrar döneceksiniz.

Bunu bilen biri olarak söylüyorum. 

Çünkü ben de bir zamanlar bu cehennemin içindeydim. 

Yıllarca çırpındım, sayısız kursa katıldım, onlarca kitap okudum.

Hiçbiri işe yaramadı...

Ta ki bilime yönelip, ertelemenin ve motivasyonsuzluk problemlerimizin gerçek nedenini keşfedene kadar.

O zaman öğrendim ki, beynimizde 86 milyar tane nöron var ve bunların bir kısmı yanlış bir şekilde bağlanmış durumda

Bu yanlış bağlantılar, bizi sürekli ertelemeye iten otomatik davranışlar yaratıyor.

Öyle ki... Gün içinde farkında olmasak dahi, KENDİ KENDİNE çalışarak bizi yönetiyorlar...

Ve işin en tehlikeli kısmı şu:


Siz hâlâ “motivasyonum yok”, “yorgunum”, “yarın daha iyi olurum” diye düşünürken…


Aslında karar çoktan verilmiş oluyor.

Siz değil, o yanlış bağlantılar direksiyonda oluyor.

Kısacası...

Eğer siz de sürekli erteleme, "motivasyonsuzluk" ve "yarın yaparım" döngüsünden bıktıysanız...

Eğer geleneksel yöntemlerden artık umudunuzu kestiyseniz...

Eğer gerçekten işe yarayan, bilime dayalı bir çözüm arıyorsanız...

O zaman bu yazıyı okumaya devam edin.

Çünkü bu sistem, erteleme ve motivasyon konusunda bildiğiniz her şeyi değiştirecek.

Tekrar merhaba, ben Selman... Şimdi size anlatacağım hikaye, belki de hayatınızda duyacağınız en önemli hikaye olacak.

Çünkü...

"Ben De Bir Zamanlar Tıpkı Sizin Gibiydim"

İnanın bana, bu hissi ve bu mücadelenin yarattığı tahribatı sizden daha iyi anlayan çok az kişi vardır.

Çünkü ben de o yollardan geçtim.

Erteleme alışkanlığı, hayatımda onarılması zor sorunlara yol açtı. Bu dipsiz kuyudan çıkmak için yıllarca çırpındım.

  • Her sabah aynı söz: "Bugün farklı olacak."

  • Her akşam aynı hayal kırıklığı: "Yine aynı şey oldu."

Sürekli bir isteksizlik, motivasyonsuzluk hali...

Başladığım işleri bitirememe...

Bir anda "her şeyi değiştireceğim" diye heyecana kapılma...

Ama birkaç gün sonra yine "aynı kişi olma"...

Bu tanıdık geliyor, değil mi?

Ve Geleneksel Çözümler de İşe Yaramadı…

Bu durumdan kurtulmak için sayısız yerli ve yabancı kursa katıldım, onlarca kitap okudum.

  • Zaman yönetimi teknikleri denedim

  • Pomodoro tekniği uyguladım

  • To-do listeleri yaptım

  • Kişisel gelişim kitaplarını bitirdim

  • Motivasyon videoları izledim

  • "Sadece yap" tavsiyelerini uygulamaya çalıştım

Fakat bir süre sonra şaşırtıcı ve bir o kadar da sinir bozucu bir gerçekle yüzleştim:

Piyasada "uzman" adı altında sunulan tavsiyelerin neredeyse tamamı, birbirini tekrar eden, yüzeysel ve işe yaramaz bilgilerden ibaretti.

Psikologların yazdığı kitaplar, YouTube videoları... Hepsi aynı genel geçer cümleleri tekrar edip duruyordu ama kimse sorunun gerçek nedenine inmiyordu.

İşte Benim İçin O Kritik An Böyle Geldi...

Madem klasik yöntemler işe yaramıyordu, o zaman sorun irade zayıflığı ya da tembellik değildi.

Sorun çok daha derinde olmalıydı.

Bu anlayış benim için tam bir dönüm noktası oldu. Artık yüzeysel çözümlerin peşinde koşmayacaktım.

O gece kendime şu soruyu sordum:

"Eğer bu kadar çok insan aynı sorunu yaşıyorsa ve geleneksel yöntemler işe yaramıyorsa, acaba gerçek neden nedir?"

Böylece Arayışım Yeniden Başladı...

İşte o an rotamı, tamamen bilime ve beynin nörobiyolojik yapısına çevirdim.

  • Artık motivasyon guruları değil, nörobilim uzmanları beni ilgilendiriyordu.

  • Artık genel geçer tavsiyeler değil, bilimsel araştırmalar peşindeydim.

Bir çok araştırmalar yaptım. Stanford Üniversitesi'nin nörobilim araştırmalarını inceledim. Harvard'daki beyin görüntüleme çalışmalarını okudum.

Bu araştırmalarım sırasında, Stanford Üniversitesi'nden Dr. Andrew Huberman 'ın çalışmalarıyla karşılaştım. 100 saati aşan Huberman Lab podcastleri'ni dinlemeye başladım.

Huberman, beynin nasıl çalıştığını, nöral ağların nasıl oluştuğunu, dopamin sisteminin nasıl işlediğini bilimsel olarak açıklıyordu.

İlk kez birisi bana "sadece yap" demek yerine, beynim neden "yapmıyor" sorusunun cevabını veriyordu.

Ve Şok Edici Şeyler Keşfettim...

Huberman'ın çalışmaları ve diğer nörobilim araştırmaları sayesinde karşıma çıkan gerçekler beni gerçekten çok şaşırttı:

Ertelediğimizde beynimizin yönetim merkezi olan prefrontal korteksin fonksiyonlarının nasıl olumsuz etkilendiğini gördüm.

Beynin ödül sisteminin nasıl bir bağımlılık döngüsüne girdiğini keşfettim.

86 milyar nöronumuzun bazılarının nasıl yanlış şekilde bağlandığını ve bu yanlış bağlantıların nasıl otomatik davranışlar yarattığını öğrendim.

Beyin kimyamızın nasıl bozulduğunu ve bunun sürekli motivasyonsuzluğa nasıl yol açtığını anladım.

En şok edici keşif ise şuydu:

Sorun irade değildi; sorun, beynimizde yanlış inşa edilmiş ve artık otomatikleşmiş sinirsel patikalardı.

Ayrıca beynimizde büyük bir kimyasal dengesizlik vardı.

Böylelikle Bu Konu Çok Daha Fazla İlgimi Çekmeye Başladı...

Beynimizin derinliklerinde neler oldugunu ögrenmeye başladım.

Nöronları, nöral agları, prefrontal korteksi... vb. gibi bir çok şeyi ögrendim...

Şimdi size de bunları anlatmak ve bu cehennemden sizi de kurtarmak istiyorum.

Ve bunları anlamak için...

İlk önce beyninizin içinde neler oldugunu ögrenmek zorundasınız.

Neden ertelemeci, motivasyonsuz, isteksiz ve amaçsız bir insana dönüştügünüzü bilmek zorundasınız.

Böylelikle her şeyin GERÇEK NEDENİNİ de anlamış olacaksınız.

Yani artık beynimizin derinliklerine dogru bir yolculuga çıkma zamanı.

Bunun için sizden istedigim tek şey, tüm dikkatinizi bana vermeniz ve konuya, kendi iyiliginiz için sonuna kadar odaklanmanızdır.

Ve eger bu taahhüdü veriyorsanız...

Yani hazırsanız...

İşte BAŞLIYORUZ...

Nöronlar...

Beyninizde tam olarak 86 milyar tane bulunur.

Bu sayıyı hayal etmek zor ama… 

Dünyadaki insan sayısının 10 katından fazlasının beyninizin içinde yaşadığını düşünebilirsiniz, her şey daha kolay olacaktır.

Peki ama nöron nedir?

Nöronlar, beyninizin sinir hücreleridir.

Bunlar; sizin tüm düşüncelerinizi, duygularınızı, hareketlerinizi ve inançlarınızı kontrol ederler:

Onlar olmadan...

  • Hareket edemezsiniz...

  • Konuşamazsınız...

  • Düşünemezsiniz...

  • Yazamazsınız...

  • Duygularınızı hissedemezsiniz...

  • Göremez, duyamaz, koklayamazsınız...

Yani onlar olmadan hiç bir şey yapamazsınız. Bedeniniz felçli bir insandan farksız olur.

Çünkü tüm bedeninizi, aslında onlar yönetir.

Ayrıca nöronların birbirleri arasında baglantıları bulunur... 

Nasıl ki bir şehirde bulunan evler, yollarla birbirine baglıysa... 

Nöronlarda kendi uzantıları yoluyla birbirine bağlıdır:

Bu yüzden biz bu uzantılara “nöral aglar” deriz.

Ve şehirlerdeki evler arasında bilgi akışı nasıl oluyorsa (mektuplar, telefonlar, ziyaretler)...

 

Nöronlar arasında da bilgi akışı olur.

Yani birbirleri arasında bildiğiniz konuşurlar.

Bu da onların birlikte hareket etmesini saglar.

Dahası bu nöronların çok önemli bir özelliği vardır…

Hayatınız Boyunca Öğrendiğiniz Tüm Bilgileri, Nöral Ağlarda Depolarlar...

Çocukluğunuzdan bir anı, ilk öğretmeninizin adı, annenizin telefon numarası... ve hayatınız boyunca ögrendiginiz her şey bu aglarda yer alır…

İşte erteleme alışkanlıgının getirdigi davranışlar da (olumsuz alışkanlıklar) aslında bu nöral aglarda depolanır.

Ertelemeci insanların beyinlerinde şu tür olumsuz ağlar vardır:

  • Sosyal medyada gezinme ağları

  • Oyun oynama ağları

  • Bahaneler üretme ağları

  • Aşırı planlama ağları

  • Porno ve mastürbasyon ağları...vb. (Bu listeyi sayfalarca uzatabiliriz.)

İşte bu davranışların hepsinin beyninizde FİZİKSEL agları vardır.

Dahası, bu agların hepsi otomatikleşmiştir.

Peki otomatikleşme ne demektir?

Otomatikleşen aglar, siz farkında olmasanızda, gün içinde KENDİ KENDİNE çalışmaya ve size aynı davranışları tekrar tekrar yaptırmaya devam ederler.

Siz de bu davranışları o anda kendiniz yaptıgınızı sanırsınız. Ama öyle degildir...

Ertelemeci ve motivasyonsuz insanlar da bu durumu bilmedikleri için...

Çözümü bu aglarda degil, yanlış yerlerde ararlar:

  • Zaman yönetimi tekniklerinde

  • To-do listelerinde

  • Kişisel gelişim kitaplarında

  • Motivasyon videolarında

Ama asıl problem arka planda çalışan bu örümcek ağlarında gizlidir.

Kısaca söylersek...

Erteleme alışkanlıgı içinizdedir.

Ve ertelemeci insanlar bu ağlardan kurtulmadıkça, erteleme alışkanlığından da kurtulamazlar.

Ama iyi haber şu:

Bu ağlar zayıflatılabilir ve yerine olumlu aglar getirilebilir.

Aslında bu olumsuz agları zayıflatmanın da çok basit bir yolu vardır.

Bu yol ise o alışkanlıgın yarattıgı davranışı bilinçli olarak tekrarlamayı bırakmaktır.

Böylelikle beyninizde oluşmuş olan nöral aglar zayıflamaya ve etkisini yitirmeye başlar.

Ve bunu yapmak çok kolaymış gibi gözükebilir. Ama emin olun aslında hiç de kolay degildir.

Çünkü bunu yapmanızı zorlaştıran ve erteleme alışkanlığının ikinci nedeni olan ÇOK DAHA BÜYÜK bir problem vardır.

Bu problem, olumsuz nöral agları kırmanızı engelleyen en büyük sebeptir.


Bu o kadar şok edici bir şeydir ki bunu öğrendiğinizde neden yıllardır motivasyonsuz, keyifsiz, amaçsız ve mutsuz oldugunuzu anlayacaksınız.

Beyninizde Yaşanan Gizli Bir "Nöral Enerji Kaçağı" Hayatınızı Yıllardır Mahvediyor... İşte Beyninizin İçinde Oluşan ŞOK EDİCİ Gerçek...

Motivasyonunuzun arkasında gizli bir "kimyasal patron" bulunur.

Bu patronun adı DOPAMİN dir.

Aaa bunu biliyordum zaten diyebilirsiniz...

Ama emin olun bu kimyasalın GÜCÜNÜ ve NELER YAPABİLECEGİNİ gerçekten bilmiyorsunuz.

Öyle ki bu dopamin, nasıl kullandıgınıza baglı olarak sizi dünyanın en mutlu insanı da yapabilir veya depresyonun en derin çukurlarına bile sokabilir.

Ve bilirsiniz... Dopamin konusunda klişeleşmiş bazı sözler vardır.

Mesela herkes size dopamin detoksundan bahseder...

Öyle bir anlatırlar ki sanki sizde çok fazla dopamin varmış da siz bunu azaltmanız gerekiyormuş gibi konuşurlar.

Ama asıl sorun dopamin kimyasalının çok olmasından degil, tam tersine az olmasından kaynaklanır.

Nasıl mı?

Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum:

Dopamin dedigimiz kimyasal, aslında sizin MOTİVASYON kimyasalınızdır.

Yani bir konuya istek, arzu duymanızın nedeni dopamindir.

Onun fazla olması, fazla motivasyonunuz oldugu anlamına gelir...

Az olması ise, az motivasyonunuz oldugu anlamına gelir.

Dahası, bu küçük molekül, sizin hayatınızdaki HER ŞEYİ kontrol eder:

  • Sabah yataktan kalkma isteğinizi...

  • İş yerinde performansınızı...

  • Hedeflerinize odaklanabilmenizi...

  • Mutluluk seviyenizi

  • Stresi yönetme gücünüzü

  • Hatta sevdiklerinizle olan ilişkilerinizi bile!

Peki sorunlar, neden dopamin kimyasalının az olmasından kaynaklanır?

Problem şudur:

Dopamin seviyeniz bir havuz gibi çalışır.

Ve çoğu insan bu havuzun nasıl işlediğini bilmez.

Beyninizdeki havuzda 3 farklı "su seviyesi" (dopamin havuzu) vardır:

1. FELAKET SEVİYESİ (%20):

Beyninizdeki dopamin havuzunda, dopamin seviyesi çok düşüktür. Bu yüzden kendinizi depresif, keyifsiz ve motivasyonsuz hissedersiniz. Malesef milyonlarca insan bu seviyededir. (Yüzdeler temsilidir.)

2. NORMAL SEVİYE (%50):

Havuzunuzun yarısı suyla doludur. Günlük işlerinizi yapabilir, hayattan keyif alabilir ve bir şeyleri yapma istediginizi kaybetmezsiniz. Bu seviye, çoğu insan için "iyi" bir seviyedir.

3. SÜPER GÜÇLÜ SEVİYE (%70):

İşte bu seviye EN İYİ SEVİYEDİR! Havuzunuz neredeyse doludur. Bu KALICI motivasyondur.

Bu seviyedeyken:

  • Hedeflerinize lazer gibi odaklanırsınız

  • Her gün size bayram gibi gelir.

  • Kararları hızla alır, hızla harekete geçersiniz.

  • Her şeyi keyifle yaparsınız.

  • Motivasyonunuz sürekli YÜKSEK kalır.

İşte amaç BU SEVİYEYE ulaşabilmektir. Ama...

Motivasyonun Bir de TERS YÜZÜ Vardır...

İnsanlar genellikle dopamin havuzunu YANLIŞ şekilde doldurmaya çalışırlar.

KALICI DOPAMİN oluşturacak yöntemler yerine...

GEÇİCİ ve HAK EDİLMEYEN dopamin üretecek davranışlara yönelirler.

Sosyal medya, oyunlar, cinsel alışkanlıklar, saatlerce izlenen diziler veya filmler...vb.

İşte bunların hepsi size sahte dopamin üretir.

Ve bunların sebep oldugu sonuç ise tam bir felakettir...

Mesela kendi havuzunuzun içine, havuzun yarısı kadar büyüklükte bir kayanın gökten düştügünü hayal edin... Ne olur?

Suyun neredeyse tamamı dışarı boşalır ve havuzda zarar görür.

İşte bu tür hazza yönelik davranışların da dopamin seviyenizde yarattıgı etki tam olarak böyledir.

Havuzdaki dopamini dışarı taşırırlar.

Ama burada suyu dışarı taşıran şey büyük bir kaya degil, suyun ta kendisidir.

Gelin şimdi size, bu durumun nasıl gerçekleştigini anlatayım:

Siz, hazza yönelik olumsuz davranışlar sergiledikçe, bu davranışlar, beyninizdeki dopamin su seviyesini aniden tepeye çıkarır:

Bu nedenle aşırı bir çoşku ve mutluluk yaşarsınız.

Ama su, aşagı inerken de hızla çarptıgından dolayı, havuzdaki bütün suyu dışarı taşırır. Yani bütün motivasyonunuz dışarı taşar ve boşalır. Bunun sonuçları ise vahim düzeydedir...

İlk başta çok büyük bir dopamin seviyeniz varken, bu seviye aniden dibe çöker ve bir çukurun içine girersiniz. Bu nedenle çok büyük bir keyifsizlik, mutsuzluk ve bitkinlik hali yaşarsınız. Beyin ise bu durumdan kurtulmak için yine dopamin almak ister ve size, "Bir daha yap, o zirveye tekrar ulaş ve tekrar mutlu ol der."

Böylelikle sizi haz veren davranışa tekrar yönlendirir...

Siz de o haz veren davranışı tekrar yapmak ve tekrar dopamin almak istersiniz. Dopamini tekrar aldıgınızda ise, yani haz verecek davranışı tekrar yaptıgınızda, dopamin baz seviyeniz yeniden ani bir şekilde yükselişe geçer. Böylelikle yine büyük bir isteklilik, çoşku ve mutluluk hali yaşarsınız.

Ama ikinci kez tepeye çıkardıgınız bu havuz suyu, yapısı geregi yine aniden aşagı düşürek havuzdaki bütün suyu dışarı boşaltır. Böylelikle kendinizi öncekinde oldugu gibi, (hatta daha da kötü bir şekilde ) motivasyonsuz, keyifsiz, bitkin ve tükenmiş hissedersiniz. Çünkü önceki girdiginiz çukurun içine ama daha da derinine tekrar girersiniz. Fakat sorunlar hala bitmez.

Büyük bir döngü oluşur. Beyniniz bu ikinci çukurdan da kurtulmak ister ve yeniden dopamin açlıgı çekmeye başlar. Böylelikle sizi haz verecek davranışa tekrar yönlendirir. Siz de bu haz verecek davranışı tekrar yaptıgınızda, yine zirveler ve çukurlar oluşur.

Anlayacagınız bütün süreç zirveler ve çukurlar şeklinde devam eder. Zirveler oluşur, sonra bir çukura düşersiniz ve sonra yine zirveler oluşur ve yine çukura düşersiniz. Kısacası, büyük bir döngüye kapılırsınız.

İşte bagımlılık dedikleri şey budur.

Video oyunlarında, sosyal medyada, porno ve mastürbasyon alışkanlıgında, sigara içme alışkanlıgında, uyuşturucuda, kumarda... vb. hepsinde olan şey budur. Hepsi bagımlılıktır.

Ayrıca bu süreç her gün devam ederse (Genelde her gün devam eder) :

  • Sabah yataktan kalkmakta zorlanırsınız.

  • Her gün, yorgun ve enerjisiz hissedersiniz.

  • Hiç bir şeye odaklanamazsınız.

  • Mutlu olamazsınız.

  • Yapmanız gereken işler için istek duyamazsınız.

  • Ertelemeye başlarsınız.

Dahası, beyninizin işleyişi zamanla belirgin biçimde zorlanabilir:

Çünkü insan beyni belli bir seviyede dopamin artışına dayanabilir ama bu olumsuz alışkanlıklar yüzünden her gün yüksek derecede dopamin dalgalanmalarına maruz kalır.

Böylelikle çok daha kötü bir sonuç oluşur:

Beynin Bazı Bölgelerinde İşlevsel Değişimler Olmaya Başlar

Bu görseller illüstratif gösterim amaçlıdır; birebir klinik tanı veya bireysel beyin ölçümü temsil etmez.

Sürekli oluşan bu sıçrama ve düşme durumu beyninizdeki prefrontal korteksin düzenleyici işlevlerini öyle bir zorlarki...

Bilimsel çalışmalarda, bu tür yüksek uyarımlı ve tekrarlayıcı davranış örüntülerinin, gri maddeyle ilişkili degerlerde çok daha düşük raporlar aldıgı gözükmektedir:

Bu görseller illüstratif anlatım amaçlıdır; birebir klinik tanı veya bireysel beyin ölçümü temsil etmez.

Peki bu neden bu kadar önemlidir?

Çünkü gri maddenin bulunduğu prefrontal korteks, beyninizin yönetim merkezidir.

Bu merkez:

  • Uzun dönemli planlar yapar

  • Hayaller kurar

  • Kararlar alır

  • Odaklanmanızı sağlar

  • Dürtüleriniz ile iradenizi kontrol eder

Yani bu bölüm, aklınızı kullanma merkezidir.

Fakat bağımlılık yapan alışkanlıklarınız yüzünden prefrontal korteksiniz zarar görür ve özelliklerini yerine getiremez hale gelir.

Özellikle uzun dönemli düşünme yetinizde sorunlar ortaya çıkmaya başlar ve çogunlukla şimdiki zamana odaklanan bir insan haline gelirsiniz.

İşte ertelemeci insanlarda anlattığım bu süreç her gün gerçekleşir.

Ve eğer bu döngüyü kırmazsanız...

Her gün motivasyonsuz, depresif ve hayattan zevk almayan birine dönüşürsünüz.

Peki Çözüm Nedir?

Bu havuz sistemini nasıl kontrol edeceğinizi öğrenmeniz gerekir.

Hangi aktivitelerin, eylemlerin, düşüncelerin havuzunuzu GERÇEKTEN KALICI OLARAK DOLDURDUĞUNU...

Hangilerinin sadece GEÇİÇİ dalgalar yarattığını... Ve en önemlisi...

Dopamin baz seviyenizi kalıcı olarak %70'e nasıl çıkaracağınızı bilmelisiniz.

İşte bunu yaparsanız, mutlu ve keyifli bir hayat yaşarsınız.

Bu bilgilere sahip olduğunuzda hayatınız değişir.

Şimdi Erteleme ve Motivasyonsuzluk Problemlerinin Gerçek Nedenlerini Biliyorsunuz:

Bu sorunların nedeni:

  • Yanlış oluşmuş nöral ağlar - Sizi otomatik olarak ertelemeye iten beyin yolları

  • Bozulmuş dopamin sistemi - Motivasyonsuzluğa neden olan kimyasal dengesizlik

Peki bu iki sorunu nasıl çözebiliriz?

Eğer sorun beyninizde yanlış oluşmuş nöral ağlar ve bozulmuş dopamin sistemiyse...

O halde çözüm de bu iki sistemi yeniden yapılandırmak olmalı.

İşte "Zihinsel Yeniden Yapılandırma" burada devreye giriyor.

Bu sistem, beyninizin doğal öğrenme ve değişme yeteneği olan nöroplastisite prensibini kullanarak çalışır.

Bu demek oluyor ki:

  • Olumsuz nöral ağları zayıflatabilirsiniz

  • Yeni, olumlu nöral ağları inşa edebilirsiniz

  • Dopamin sisteminizi sıfırlayabilirsiniz

  • Prefrontal korteksinizi güçlendirebilirsiniz

Bu çözüm 3 temel aşamada çalışır:

AŞAMA 1: ZAYIFLATMA

Sizi ertelemeye iten olumsuz nöral ağları sistematik olarak zayıflatır.

AŞAMA 2: SIFIRLAMA

Dopamin sisteminizi doğal seviyesine geri getirir.

AŞAMA 3: YENİDEN İNŞA

Sizi hedeflerinize taşıyacak yeni, güçlü nöral ağları inşa eder.

Bu yaklaşım sadece teori değil. Stanford Üniversitesi'nden Dr. Andrew Huberman'ın nöroplastisite araştırmaları, bu sistemin işleyişini destekliyor.

Harvard Medical School'daki çalışmalar, dopamin sisteminin nasıl sıfırlanabileceğini gösteriyor.

MIT'deki beyin görüntüleme çalışmaları, nöral ağların nasıl yeniden şekillendirilebileceğini kanıtlıyor.

Sistem tam olarak 30 gün sürüyor. Bu süre rastgele seçilmedi.

Bu durum, bazı kişilerde 90 güne kadar sürsede, nörobilim araştırmaları gösteriyor ki:

  • İlk 30 gün, yeni bir alışkanlık için sinirsel bir patika açma dönemidir.

  • Eski alışkanlıklar, siz yenisine odaklandıkça ilk 30 günde gücünü kaybetmeye başlar.

  • Yaklaşık 30 gün, dopamin sisteminizin yeniden hassasiyet kazanması için önemli bir eşiktir.

Bu yüzden 30 gün , yeni bir davranışın temelini atmak, eski bir alışkanlığın gücünü kırmaya başlamak ve bu değişimi sürdürecek içsel motivasyonu yeniden kazanmak için gereken kritik bir başlangıç ve adaptasyon dönemidir. Bu, değişimin sağlam bir başlangıç rampasıdır.

Zaten biri size, bir kaç gün içinde düzeleceginizi söylüyorsa bilin ki yalan söylüyordur.

Bu durum beyninizin genel sistemine aykırıdır.

Geleneksel yöntemler ise şu hataları yapıyor:

  • Zaman yönetimi teknikleri: Sadece davranışı değiştirmeye çalışıyor, beyin yapısını değiştirmiyor.

  • Motivasyon teknikleri: Geçici dopamin artışı sağlıyor ama sistemi bozuyor.

  • İrade gücü yaklaşımları: Zaten hasarlı olan prefrontal kortekse daha fazla yük bindiriyor.

Bizim sistemimiz ise farklı:

Sorunu kökten çözüyor, beyin düzeyinde müdahale ediyor.

1. Nöral Ağları Zayıflatma

2. Dopamin Sıfırlama

3. Yeni Ağlar İnşa Etme

İşte Tam da Bu Noktada...

Hikayemize geri dönüyoruz...

Artık erteleme alışkanlığının gerçek nedenini ve çözümünü biliyordum. Nöral ağları yeniden şekillendirmek ve dopamin sistemini sıfırlamak gerekiyordu.

Heyecanla düşündüm: "Artık ne yapmam gerektiğini biliyorum!"

İlk yaptığım şey, bu bilgileri kullanarak hazır bir çözüm bulmaya çalışmak oldu.

"Mutlaka birisi bu sistemi geliştirmiştir" diye düşündüm.

  • Piyasadaki nöroplastisite programlarını araştırdım.

  • Dopamin detoks kurslarını inceledim.

  • Beyin antrenmanı uygulamalarını denedim.

Ama ne yazık ki, bulduğum tüm "hazır çözümler"de ciddi eksiklikleri vardı:

  • Nöroplastisite programları: Çok genel ve yüzeyseldi. Erteleme ve motivasyon özelinde hiçbir şey yoktu.

  • Dopamin detoks kursları: Sadece "sosyal medyayı bırak" diyordu. Kalıcı dopamin oluşturacak sistematik yöntemler ve yaklaşımlar yoktu.

  • Beyin antrenmanı uygulamaları: Oyun gibi eğlenceli ama erteleme sorununa odaklanmıyordu.

  • Kişisel gelişim programları: Yine aynı eski tavsiyeler, sadece "nöroplastisite" kelimesi eklenmişti.

En büyük sorun ise şuydu:

Hiçbiri nöral aglar ve dopamin sistemini AYNI ANDA hedef almıyordu.

  • Bazıları sadece alışkanlık değişimine odaklanıyor, dopamin sistemini göz ardı ediyordu.

  • Bazıları ise sadece dopamin detoksuna odaklanıyor, nöral ağları ihmal ediyordu.

Ama ben biliyordum ki, bu iki sorun birbirine bağlıydı ve birlikte çözülmesi gerekiyordu.

İşte o zaman anladım: Bu sistemi kendim yaratmak zorundaydım.

Hiç kimse erteleme alışkanlığına ve motivasyon sorunlarımıza özel, hem NÖRAL AGLARI hem DOPAMİN SİSTEMİNİ hedef alan, bilimsel temelli bir sistem geliştirmemişti.

Çalışmalara başladım.

İlk versiyonu çok karmaşıktı: 50 sayfalık bir kitap hazırlamıştım ama çok karmaşık kelimelerle doluydu.

İkinci versiyonu çok basitti: Sadece zor anlaşılan kelimeleri analojilerle normal bir insanın anlayabilecegi seviyeye çektim. Ama yeterince detay yoktu.

Üçüncü versiyonda: Dopamin kısmı yeterince anlatılmamış, eksik bıraktıgımı farketmiştim. Neredeyse sadece nöral ağlara odaklanmıştım.

Sonra bunların hepsini düzelttim.. Ama daha sonra başka bir sorun çıktı.

İnsanlar e-kitap okumak degil, video egitim izlemek istiyorlardı. Bu nedenle yine çalışmalara başladım.

Dördüncü versiyon ortaya çıktı: Her şeyi tam kapsamlı bir video egitime dönüştürdüm.

Sistemi geliştirirken, en büyük test denegi de kendim oldum.

Her yeni versiyonu önce kendimde deniyordum:

  • Hangi teknikler işe yarıyor?

  • Hangileri çok zor?

  • Hangileri motivasyon kaybına neden oluyor?

6 ay sonra, nihayet aydınlanma anı yaşadım.

30 günlük sistematik bir plan geliştirmiştim:

Aynı anda:

  • Olumsuz nöral ağları zayıflatmaya dayalı çalışmalar yapıyordum

  • Dopamin sistemini sıfırlama yönelik çalışmalar yapıyordum.

  • Yeni nöral ağları güçlendirmeye çalışıyordum.

Ve en önemlisi: Plan işe yarıyordu!

Sistemi uygulayarak:

Artık hiçbir şeyi ertelemiyordum

  • Sabahları motive uyanıyordum

  • İşlerime odaklanabiliyordum

  • Hedeflerime doğru otomatik hareket ediyordum

  • 30 gün sonra aynaya baktığımda bambaşka bir insanı görüyordum.

Bu noktada sisteme bir isim vermem gerekiyordu.

"Zihinsel Yeniden Yapılandırma (ZYY) Tekniği" ismini verdim.

Çünkü sistem tam olarak bunu yapıyordu: Zihinsel yapıları yeniden şekillendiriyordu.

İşte o zaman "Erteleme Parazitine Karşı (ZYY) Tekniğiyle 30 Günlük Eylem" programı doğdu.

Bu program; motivasyon, enerjisizlik, yorgunluk, beyin sisi problemlerinizi de birlikte çözüyor.

Hem erteleme hem de motivasyon problemleriniz için iki yönden size çözüm sunmayı amaçlıyor.

Ve bu programı tamamen sizin için hazırladım.

Peki Bu Programa Nasıl Katılabilirsiniz?

Öncelikle şunu net söyleyeyim: herkesi almıyorum.


Programa sadece uygunluğunu gördüğüm, gerçekten bir şeyler yapmaya niyetli, değişmeye kararlı, “farklı bir insana dönüşeceğim” diyen kişileri alıyorum. Bu demek oluyorki:

Dopamin bataklıgından kurtulmak isteyen...

Odaklanma problemlerini çözmek isteyen...

Çelik gibi bir iradeye sahip olmak isteyen...

Kalıcı bir motivasyona sahip olmak isteyen...

Sabahları canlı ve enerjik uyanmak isteyen...

Ve erteleme alışkanlıgından kurtulmak isteyen insanlar için bir şeyler yapmak istiyorum.

Ama “kitap okur" gibi videoları izleyip ertesi gün yine aynı hayata dönecek, öğrendiklerini uygulamayacak kişiler için bu program uygun değildir.

Bu program EYLEM programıdır.


Yani, 30 günlük sisteme geçip, adım atacak insanlarla yürüyorum.

Ve evet—buraya kadar okuduysanız, büyük ihtimalle o kişilerden birisiniz.
(İlgilenmeyen biri, bu satıra kadar zaten gelmezdi.)

Programda, uygun bulunan kişilere bireysel danışmanlık da veriyorum.


Soru–cevapla (yazılı/sözlü), adım adım ilerletiyorum.


Ama bunun için sayı sınırlı: toplam 60 kişi. Çünkü benimde zamanım sınırlı; çok daha fazla kişiyle ilgilenemem. Tabi bunun da bazı özel koşulları ve ayrıcalıkları var.

İlk 30 kişi için %35 indirim yapacagım.
Sonraki 30 kişi için %10 indirim uygulanacak.
– Sonrası için? Malesef indirim olmayacak.


(Bunu, ilk 60 kişiden güçlü referanslar toplamak ve sistemi daha fazla insana ulaştırmak için yapıyorum.)

Peki nasıl başlayacaksınız?


Sadece aşağıdaki butona tıklayın, 3–5 dakikalık kısa anketi doldurun ve sonraki açılan sayfada randevu saatini seçin. Hepsi bu kadar

Ankete verdiginiz cevaplarınızı bizzat inceliyorum; uygunsanız, görüşme saatinde sizi arayıp ücretsiz 30 dakikalık bir strateji görüşmesi yapıyoruz. Böylelikle hep beraber bu programa başlayıp başlayamayacagınıza karar veriyoruz.

Benimle 30 Dakikalık Ücretsiz Görüşme İçin Hemen Aşagıdaki Butona Tıkla ve Karşına Çıkan Anketteki Soruları Ciddiyetle ve Detaylıca Doldur. Daha sonra açılan sayfada görüşme günü için randevu alman gerekiyor. Bunları yaptıktan sonra 30 Dakikalık Ücretsiz Görüşme Zamanını Beklemen Yeterli Olacaktır.

Düşün Bir Kere!

Eğer uygun kişi oldugunu düşünüyorsan ve bu adımı atmıyorsan, hayatında yarın ne degişecek?

Sana karşı acımasızca dürüst olacagım.

"HİÇ BİR ŞEY..."

Yarın sabah yatagından kalkacaksın ve aynı ertelemeci, yorgun, stresli, motivasyonsuz haline geri döneceksin.

Dopamin çukurundan bir türlü çıkamayacaksın...

Hayatın; sosyal medya, porno, televizyon, film, dizi, video oyunları gibi olumsuz alışkanlıklarla geçecek.

Beynine her gün zarar vereceksin.

Ve aynı olumsuz nöral aglarla hayatına devam edeceksin...

En kötüsü ise, depresyona dogru gitmek için kendine hazırladıgın zemini daha da güçlendireceksin.

Bunun sonucunda ise, bir türlü o hayalinde kurdugun mükemmel insana, yani senin yeni versiyonuna ulaşamayacaksın. O kişiye hep "bir gün" ulaşmak isteyeceksin ama o "bir gün" hiç gelmeyecek. Yani yarın oldugunda...

Aynı sabah.

Aynı akşam.

Aynı “yarın başlarım” lar devam edecek.

Peki geriye kalan yılların ne olacak?

Biliyorsun 70 yaşından sonra artık her şey yavaşlamaya başlar.

Bir gerçegimiz olan ölümü beklemeye başlarız..

Peki söyler misin 70 yaşına kadar kaç yılın kaldı?

30 yıl mı? 40 yıl mı? 20 yıl mı? Kaç?

Peki sen ne zaman degişeceksin?

Bugün diyorsan neyi bekliyorsun?

Yarın diyorsan, sorun da zaten bu degil mi?

Kendine sor şimdi:

Gelecekteki 70 yaşındaki o kişiye ihanet etmemek için bugün ne yapacaksın?

Şimdi ne yapacaksın? İşte asıl olay bu.

Sonra degil, yarın degil, başka gün degil. Şimdi ne yapacaksın?

Ve işte sana fırsatı sunuyorum.

Çünkü emin ol...

70 yaşına gelmiş o gelecekteki sen, geriye dönüp baktıgında, "Degişmiş, başarmış ve iyi ki o adımı atmışım." demek isteyen biri olacak.

Ama sen şuan o adımı atmadıgında ve o yaşa geldiginde pişmanlıkla geçmişine dönüp bakan birine dönüşeceksin.

Çünkü geçmişine dönüp baktıgında "boşa geçmiş bir hayat" göreceksin. Bu yüzden senin için soğuk gerçek artık şu:


Şimdi verdiğin küçük bir “evet”, bir yıl sonra tamamen farklı bir hayat demek olabilir. Yıllar sonra ise gurur duyacagın o kişi olabilir.


Şimdi verdiğin sessiz bir “hayır” ise, bir yıl sonra aynı hikâyeyi tekrar etmek demek olabilir. Yıllar sonra ise pişmanlıkla dolu boşa geçmiş bir hayat olabilir.

İşte bu olmasın diyorsan,

Yıllar sonraki o kişiye, yani gelecekteki kendine ihanet etmek istemiyorsan...

Hemen aşagıdaki butona tıkla ve anketi DETAYLICA doldur.

Ve Son Kez Uyarıyorum....

Eger dogru kişi olduguna inanıyorsan..

Bu butona tıkladıgında…


30 gün sonra hayatında her şey gözle görülür şekilde değişimler başlayacak.


Ama bu değişim dışarıdan değil, içeriden olacak.

Sabahları artık alarm sesiyle kavga etmeyeceksin.


Gözünü açtığında, beyninde sis değil netlik olacak.


Kendini motive etmeye çalışmayacaksın. Çünkü o motivasyon otomatik olarak gelecek.


Yapılacaklar listesi seni korkutmayacak; her satırın üzerini çizerken gurur hissedeceksin.


Küçük görevler artık küçük görünmeyecek; çünkü her biri seni bir adım yukarı taşıyacak.

Aynaya baktığında, o yorgun, kararsız yüzün yerini net, kararlı bir yüz alacak.


O kişi, senin gelecekteki halin, sonunda içinden “işte buydu” diyecek.


Dopamin seni artık köleleştirmeyecek.


Sen, dopamini kontrol eden kişi olacaksın.

Ve bir sabah…


Kahveni içerken, ertelediğin o projeyi veya görevi bitirdiğini fark edeceksin.


Sonra bir diğeri, bir diğeri derken zincir kırılacak.


İlk kez yıllardır, kendine inanmanın ne demek olduğunu hissedeceksin.


“Ben değiştim.” diyeceksin. Ve bu defa, gerçekten degişeceksin.

İşte bu yüzden bu buton sadece bir buton değil.


Bu, beynindeki eski kimliğinle yeni kimliğin arasındaki kapı.


Ya kapıdan geçersin…


Ya da önünde durup “bir gün” dersin.

Ama bu “bir gün” kelimesinin seni nereye getirdiğini zaten biliyorsun, değil mi?

O yüzden şimdi — bu sefer — farklı bir şey yap.


Erteleme.


Korkma.


Sadece tıkla.


Ve yeni senin doğuşunu başlat.

Aşağıdaki butona tıkla ve anketi DETAYLICA doldur.


Bu, belki de hayatında vereceğin en sessiz ama en güçlü “EVET” olacak.

Sık Sorulan Sorular

Bu program bir terapi, teşhis veya tedavi değildir.
Klinik düzeyde bir ruhsal rahatsızlığı olmayan bireyler için hazırlanmış, davranış bilimi ve alışkanlık yönetimi temelli bir eğitim ve danışmanlık programıdır.

Sen Kimsin Ve Neden Sana Güvenmeliyim? Bir Nörobilim Uzmanı mısın?

Hayır, ben akademik bir Nörobilim Uzmanı değilim. Ben bu alandaki bilimsel verileri tarayıp, günlük hayatta uygulanabilir pratik stratejilere dönüştüren bir Davranışsal Değişim Danışmanıyım.

Ben, Stanford'dan Prof. Andrew Huberman gibi bilim insanlarına büyük saygı duyan, ancak teoride kalmayıp bu bilimi bizzat kendi hayatını kurtarmak için kullanmış bir uygulayıcıyım.

Ben bu bilimi alıp, kendi üzerimde "test deneği" olarak kullanan ve işe yarar bir 30 günlük eylem planı haline getiren kişiyim.

Ben, bu sorunu bizzat yaşamış ve o "cehennemin" içinden geçmiş bir insanım... Ben her sabah "Bugün farklı olacak" deyip, her akşam "Yine aynı şeyler oldu" hayal kırıklığını yaşayan o kişiyim. (Belki sen de öylesin.)

Size dürüst olacağım:

Benim uzmanlığım diplomamdan değil, yaralarımdan ve kendi çabamdan geliyor.

Sizin şu an yaşadığınız o 'motivasyonsuzluk cehenneminin' en dibini gördüm. Klasik yöntemlerin, 'sadece yap' tavsiyelerinin neden işe yaramadığını yaşayarak öğrendim.

Piyasadaki her şeyi denedim... Onlarca kitap, zaman yönetimi teknikleri (Pomodoro vb.), pahalı kurslar, motivasyon videoları...

Hiçbiri işe yaramadı. Çünkü hepsi, sorunun "nedenini" değil, "belirtilerini" çözmeye çalışıyordu.

Bu yüzden rotamı "motivasyon gurularından" bilime çevirdiğimde her şey değişti.

Stanford'tan Profesör Andrew Huberman gibi uzmanların yüzlerce saatlik yayınlarını, Dr. Anna Lembke gibi uzmanların dopamin üzerine çalışmalarını derinlemesine inceledim. Ve gördüm ki...

Davranış kalıpları ve ödül–motivasyon dengesi doğru şekilde yeniden düzenlenmeden, kalıcı bir değişim mümkün olmuyor.

Benim farkım şu: Ben bir bilim insanı değilim; ben bu karmaşık bilimi sıradan insanların anlayacağı ve uygulayacağı hale getirilmiş pratik bir özete dönüştüren kişiyim.

Ben bu sorunu bizzat yaşadım, bizzat öğrendim, bizzat denedim ve kendi sorunumu kendim çözdüm.

Bu programın ismini aslında "Selman'ın Yolu" olarak koysaydım belki daha doğru olurdu. Çünkü ben size karmaşık tıbbi terimleri değil; o karanlık kuyudan çıkarken keşfettiğim, nörobilim temelli ama %100 pratik bir yol haritası sunuyorum.

Size, daha önce yürümediğim ve sonucunu almadığım hiçbir yolu tavsiye etmiyorum.

Siz Psikolog veya Doktor musunuz? Bu Tıbbi Bir Tedavi mi?

Hayır, ben bir psikolog, psikiyatrist veya tıp doktoru değilim. Size sunduğum bu program tıbbi bir tedavi, bir terapi seansı veya ilaçla müdahale süreci değildir.

Ben, yıllarca ağır erteleme ve depresyon problemleriyle mücadele etmiş, bu süreçte akademik eğitimini (İstanbul Bilgi Üniversitesi) 3.sınıftayken yarıda bırakmak zorunda kalmış, ancak daha sonra çözümün yalnızca teoride değil, davranışları yöneten ödül ve alışkanlık mekanizmalarını doğru şekilde yapılandırmakta olduğunu keşfetmiş bir Zihinsel Yeniden Yapılandırma Danışmanıyım.

Bu program tamamen pratik uygulamalardan oluşan bir 'Eğitim ve Eylem Planı'dır. Eğer aradığınız şey klinik bir terapiyse, lütfen bir doktora başvurun. Ancak aradığınız şey; dopamin sisteminizi yönetmek, erteleme alışkanlığını kırmak ve hayatınızı geri kazanmak için bir yol haritası bulmaksa, doğru yerdesiniz.

Siz Ne Zamandır Bu Konunun İçindesiniz?

Bu alandaki yolculuğum aslında çok uzun bir döneme dayanıyor...

Her şey, 10 yıl önce İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne başladığım ilk yılın henüz ikinci gününde geçirdiğim ağır bir depresyonla başladı.

Hayatım bir anda tersine dönmüştü. Yıllarca bu süreçle mücadele ettim; farklı destekler almama rağmen, davranışlarımı kalıcı olarak değiştirecek bir yol bulamadım.

Ne yazık ki yaşadığım bu süreç nedeniyle, üçüncü yılımda üniversiteden ayrılmak zorunda kaldım; artık devam edebilecek gücü kendimde bulamıyordum.

Ancak zamanla çok kritik bir şeyi fark ettim: Asıl sorunum sadece depresyon değildi; depresyonun tetiklediği ve beni yatağa hapseden kronik erteleme alışkanlığıydı. Bu durum, hayatı kaçırmama sebep oluyordu.

Bir çıkış yolu bulmak zorundaydım. Başka bir çözüm bulamadığım için kendi araştırmalarımı yapmaya başladım. Yurt dışı kaynaklı kitaplara yöneldim, beynin iç yapısını ve işleyişini anlamak için derinlemesine okumalar yaptım.

Sonunda beynimizin ödül sisteminin nasıl çalıştığını tüm detaylarıyla öğrendim. İşte o an, her şey gün yüzüne çıktı.

Sorunumun aslında davranışlarımdan ve beynimi yönetme biçimimden kaynaklandığını keşfettim. Sürekli dopamin zirveleri ve çukurları yaşıyordum.

Aldığım destekler bazı alanlarda yardımcı olsa da, günlük hayattaki alışkanlıklarım ve davranış döngülerim süreci sürekli yeniden zorlaştırıyordu. Kimse bana işin bu kısmını anlatmamıştı.

Edindiğim bu bilgiler sayesinde büyük bir farkındalık kazandım ve o eylemsizlik halini çözmek için davranışsal anlamda çok güçlü yöntemler keşfettim.

Nihayetinde, o "karanlık kuyudan" çıkmayı başardım ve hayatımın kontrolünü tekrar elime aldım.

Ancak süreç sadece dönüşümümle sınırlı kalmadı; bu araştırma süreci beni insan beyni konusunda çok daha büyük bir meraka sürükledi.

Daha sonraki yıllarda beyinle ilgili araştırmalarıma devam ettim. Ayrıca bu sırada karşıma çıkan fırsatlarla dijital dünyayı öğrendim. Eğitimi teknik anlamda oluşturabilecek bir seviyeye geldim.

Sonra tüm bu birikimi, asıl düşmanım olan 'erteleme sorunu' üzerine yoğunlaştırmak istedim. Çünkü o dönemde ayağa kalkmamı engelleyen şeyin temelinde, dopamin sistemimin bozukluğu ve erteleme döngüsü yatıyordu.

Kendi hayatımı bu yöntemlerle "yeniden inşa ettiğim" için, aynı dertten muzdarip olanlara yardım etmek adına bu sistemi bir eylem planına dönüştürdüm.

Başlangıçta bir e-kitap olarak tasarladığım bu proje, insanların talebi üzerine kapsamlı, dijital bir video eğitimine dönüştü.

Kısaca bu eğitim programı böyle doğdu.

Eğitim Kimlere %100 uygundur?

Bu eğitimde kullanılan bilimsel davranış prensipleri, genel olarak Stanford Üniversitesi’nden Dr. Anna Lembke’nin “Dopamine Nation” kitabında açıkladığı ödül–acı dengesi, dopamin devreleri ve davranışsal alışkanlık yönetimi modellerine ve Dr. Andrew Huberman'nın Lab podcast egitim videolarına dayanmaktadır. Eğitim tıbbi bir tedavi değildir; davranış bilimi temelli bir performans ve alışkanlık geliştirme programıdır.

Uygun kişiler:

  • Erteleme alışkanlıgı olanlar.

  • Sosyal medya / dijital bağımlılık yaşayanlar.

  • Dikkat dağınıklığı, odaklanma problemleri olanlar.

  • Motivasyon kaybı yaşayanlar.

  • Yorgun ve enerjisiz hissedenler.

  • Sabah yataktan kalkmakta zorluk yaşayanlar.

  • Beyin sisi sorununa sahip olanlar.

  • Motivasyon ve ödül dengesini davranışsal olarak yeniden düzenlemek isteyenler.

  • Cinsel uyaranlara karşı davranışsal bağımlılık yaşayanlar (klinik tedavi gerektirmeyen seviyede).

  • Sürekli keyifsiz ve 'boşlukta' hissedenler

  • Rutinsiz gençler

  • İş sahipleri

  • Beyaz yaka, Mavi yaka çalışanlar

  • Öğrenciler

  • Ev hanımları

Eğitim Kimlere Uygun Degil?

Aşağıdaki kişiler eğitime alınmamaktadır:

Bu program ve bu sayfada geçen ifadeler, bir tedavi değil, davranışsal disiplin ve alışkanlık yönetimi kapsamında kullanılan eğitsel metaforlardır. Bu nedenle aşağıdaki durumlardan herhangi biri sizde varsa, bu programa katılmaya çalışmayın ve öncelikle bir sağlık profesyoneliyle görüşün:

  • Klinik düzeyde alkol/madde bağımlılığı tanısı veya aktif kullanım / yoksunluk süreci

  • Klinik tanı almış psikiyatrik rahatsızlıklar (ör. bipolar bozukluk, psikotik bozukluklar, ağır depresyon vb.) veya uzman takibi gerektiren ruhsal durumlar

  • İntihar düşüncesi veya kendine zarar verme eğilimi

  • Düzenli psikiyatrik ilaç kullanımı ya da hekim gözetiminde ilaç değişimi/bırakma süreci

  • Ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle doktor kontrolü gerektiren bir tıbbi süreç

Bu kişileri programa kabul edemememin sebebi, durumlarının tıbbi/klinik bir müdahale gerektirmesidir. Benim eğitimim davranışsal koçluk üzerinedir ve tıbbi tedavi yerine geçemez.

Ben doktor degilim. Tedavi uygulayamam. Örnegin bir kişinin yogun ilaç kullanması, uyuşturucu kullanması, agır bir depresyon hastası olması ciddi bir durumdur. Bu nedenle onları eğitime dahil edemiyorum. Bu kişilerin yaşadıkları sorunlar, bir psikiyatri + bağımlılık uzmanı dahilinde, bir hekimin gözetimi altında çözülmelidir.

Genel olarak psikolojik hastalıkları olan insanları egitime almıyorum. Fakat erteleme alışkanlıgı bir hastalık degildir. Bunu hastalık ile karıştırmamalısınız.

Bu programın muhatabı, klinik tanısı olmayan ve sadece yaşam disiplini kazanmak isteyen bireylerdir. Katılımcı, bu programın tıbbi bir alternatif olmadığını ve kişiye özel tanı/tedavi sunmadığını bilerek sürece dahil olur.

Piyasadaki Diğer Kurslardan, Kitaplardan Farkı Ne? Bu Neden İşe Yarayacak?

Çok net bir farkı var: Bu bir sadece "dopamin detoksu" veya "zaman yönetimi" kursu değil.

Piyasadaki çözümlerin %99'u, beyninizdeki iki temel sorunu birden hedef almaz:

Yanlış inşa edilmiş nöral ağlar (Otomatikleşmiş kötü alışkanlıklar)

Bozulmuş dopamin sistemi (Sizi motive eden kimyasal)

Bazıları size sadece "sosyal medyayı bırak" der (dopamin), ama beyninizdeki otomatikleşmiş ağları (nöral ağlar) zayıflatmaz. Bazıları "yeni alışkanlık" der (nöral ağlar), ama dopamin havuzunuz boş olduğu için motivasyon bulamazsınız.

"Erteleme Parazitine Karşı 30 Günlük Eylem" programı, bu iki sorunu aynı

anda hedef alan ve birlikte çözen TEK SİSTEMDİR.

Sizin erteleme, motivasyonsuzluk, enerjisizlik, yorgunluk, bitkinlik, beyin sisi, tükenmişlik gibi sorunlarınıza bir çözüm sunar.

Hatta çok araştırmama ragmen iki sorunu birlikte ele alan böyle bir egitimin dünyada bir karşılıgını görmedim. Çünkü bunu ben ürettim.

Sorunu kökten, beynin işletim sisteminden değiştiririz.

Bire-Bir Egitim mi? Nasıl Bir Egitim Programı?

Eğitim, 60 kişi için benim de danışmanlıgımı içersede birebir eğitim programı değildir. Ya da toplu olarak bir yerde fiziksel olarak bulunduğumuz bir eğitim programı da değildir. Eğitime dahil olduğunuzda, kendi web sitem üzerinden modüllerin ve videoların hazır olarak yer aldığı bir panele giriş yapacaksınız.

Bu panele girebilmek için kendi özel şifrenizi oluşturacaksınız. Ayrıca istediğiniz her zaman, bu eğitim panelinin yer aldığı siteye erişim sağlayabileceksiniz. Yani 30 günün sonunda bu eğitim paneli size kapatılmayacak ve ileride oluşabilecek her türlü güncelleştirmeye de sahip olabileceksiniz. Ayrıca bunun için fazladan veya aylık yenilenen bir ücret ödemeyeceksiniz.

Kısaca eğitim programı, dijital olarak verilen bir eğitim programıdır. Ama bunun yanı sıra, eğer 60 kişi içerisinde yer alırsanız benim özel danışmanlığımı da elde edeceksiniz.

30 günlük süreç boyunca; erteleme ve motivasyonsuzluk problemlerinizden kurtulma noktasında bana danışabilecek, sorularınızı sorabileceksiniz.

Neden Bir Anket Doldurmam Gerekiyor? Bu 30 dakikalık Ücretsiz Görüşmede Ne Olacak?

Bu, en çok önem verdiğim konu. Bu programa herkesi almıyorum.

Anket, sizin için bir filtre değil, benim için bir taahhüt göstergesidir. Ben, "kitap okur gibi video izleyip" yarın aynı hayata dönecek insanlarla ne kendi zamanımı ne de onların zamanını harcamak istemiyorum. Ben, gerçekten "Artık yeter!" diyen ve 30 gün boyunca adım atmaya kararlı insanlarla yürümek istiyorum.

Ücretsiz 30 Dakikalık Görüşme bir "satış konuşması" DEĞİLDİR.

Bu bir "Tanıma ve Strateji" görüşmesidir. Bu görüşmede:

Sizi dinleyeceğim: Özel sorununuz ve hedefleriniz nedir?

Size sorular soracağım: Nöral tükenmişlik seviyeniz nedir?

Karar vereceğiz: Bu 30 günlük sistem sizin için uygun mu?

Eğer uygunsa, programa nasıl başlayacağınızı konuşacağız. Eğer uygun değilse, size dürüstçe başka yollar önereceğim.

Bu görüşme, sizin için tamamen risksizdir. Tüm sorularınızı bizzat bana sorma ve bu sistemin size uygun olup olmadığına hiçbir baskı altında kalmadan karar verme şansınızdır.

Ya 30 Günlük Plana Bir Gün Uymazsam Her Şey Boşa mı Gider?

Hayır, kesinlikle boşa gitmez.

Bu, "ya hep ya hiç" tuzağıdır ve ironik bir şekilde, tam da sizi buraya getiren eski ertelemeci zihniyetinizin bir parçasıdır.

Bir yolda gidiyorsunuz diyelim...

Ve bu yola 100 adımlık bir yol diyelim.

Siz 70'ini dogru atıp 30 tanesini yanlış attıgınızda size başarısız diyebilir miyiz? Hayır!

Başarısız sayılmazsınız. Başarılısınız.

Ama amacımız hiç bir hataya izin vermemektir fakat yanlışlar yapacagınız konusunu da göz önüne almalıyız.

Sadece büyük hatalar yapmayacagız. Elbetteki kırmızı çizgilerimiz var. Dopamini zirve yaptıracak davranışlardan uzak duracagız.

Günde Ne Kadar Zaman Ayırmam Gerekiyor?

Gerçekten insanların zamanını da düşündügümden dolayı, saatlerce uzunlukta videolar üretmekten kaçındım.

Çünkü bir noktadan sonra daha fazla, daha fazla bilgi gerekmiyor. Eger zaten çok daha fazla bilgi ögrenerek düzelseydiniz, bugüne kadar kişisel gelişim kitapları işe yarardı.

Size çözümü veriyorum ve videoları izledikten hemen sonra artık UYGULAMAYA geçmeniz gerekiyor.

Video süreleri, 3 ila 10 dakika arasında degişmektedir. Size gerekli her şeyi ögretir ve harekete geçirir. Bu program EYLEM programıdır.

Şu anda toplamda 41 video ve 30 günlük bir eylem haritası (50 sayfa civarında) bulunmaktadır.

Eger gün içerisinde ne kadar zamanım gider gibi bir düşünce içindeyseniz size şunu söylemeliyim:

Zaten bütün gününüzü sabahtan gece yatana kadar düzenleyeceginiz bir sistemin içine gireceksiniz. Bu noktada elbette bazı çalışmalar zamanınızı alacaktır. Sabahları yapacagınız çalışmalar en azından 40 dakikanızı alabilir. Ama eger bu kadar zamanım yok diyorsanız, bazı çalışmaları akşam saatlerine de bırakabilirsiniz. Ayrıca gün boyunca da otomatik alışkanlıklarınıza yönelik çalışmalarınız olacak. Bunlar ise zaten o anlık, durumun farkına vardıgınız anda yapacagınız çalışmalar olacak. (Zaman alır türden degil.)

Her hafta ek bonus videolar eklenecek ve çok daha fazla videolar gelecektir.

Egitime katılan kişiler de her güncelleştirmeye ulaşabilecektir.

Bu program bir terapi, teşhis veya tedavi değildir.
Klinik düzeyde bir ruhsal rahatsızlığı olmayan bireyler için hazırlanmış, davranış bilimi ve alışkanlık yönetimi temelli bir eğitim ve danışmanlık programıdır.

Erteleme Alışkanlıgı İle Beraber Oluşan Davranışların Beyninizin Belirli Bölümlerinde Hacim ve Yogunluk Azalmasına Neden Oldugunu Gösteren Bilimsel Çalışmalar

Öncelikle şunu söylemek isterim: Birçok kişi ertelemeyi yalnızca “bir işi sonraya bırakmak” sanıyor. Benim tanımıma göre erteleme, tek bir alışkanlık değil; dilsel, fiziksel, duygusal ve inançsal alışkanlıkların birleşerek oluşturduğu bir kaçınma ağıdır.


Kişi çoğu zaman işi değil, işin hissettirdiği şeyi erteler. Bu ağ devreye girdiğinde, beyin kısa vadeli rahatlama arar ve çoğu kişide en güçlü tetikleyicilerden biri yüksek ödüllü kaçış kapılarıdır: video oyunları, sosyal medya ve cinsel içerik tüketimi.

Ertelemeyi bu anlamda şu şekilde tanımlayabiliriz:

Erteleme; kişinin önemli bir işi başlatmasını/bitirmesini engelleyen, duygusal kaçınma + iç konuşma + enerji/dikkat düzeni + inanç kalıplarının oluşturduğu ve kısa vadeli rahatlama sağlayan davranışlarla (oyun, sosyal medya, porno vb.) pekişen bir alışkanlık örüntüsüdür.

Ertelemeyi en çok tetikleyen alışkanlıklar arasında; video oyunları, cinsel davranışlar, sosyal medya/akıllı telefon kullanımı gelmektedir.

Şimdi beyninize nasıl zarar verdiginize dayalı olarak araştırmalar şu şekildedir:

Ertelemeci İnsanların Alışkanlıgı: Video Oyunları 

Kanıt 1:

Prefrontal korteks, insula ve frontal lobda gri madde azalmasıyla bağlantılıdır; aşırı dopamin, bilişsel kontrolü bozar.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19926237/

Açıklama: IA grubunda sol ACC, PCC, insula ve lingual girusta gri madde yoğunluğu (VBM-GMD) daha düşüktü

Kanıt 2: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23326379/ Bu bölgelerde kortikal gri madde daha ince bulunmuş” (veya “kortikal kalınlık azalmış”).

Kanıt 3: https://www.researchgate.net/publication/266247122_Abnormal_gray_matter_and_white_matter_volume_in_'Internet_gaming_addicts' Gri Madde Yoğunluğunda Azalma: İnternet oyun bağımlılığı olan katılımcılar, sağlıklı kontrollere kıyasla, beynin aşağıdaki bölgelerinde önemli ölçüde daha düşük gri madde yoğunluğu göstermiştir:

Gri madde yoğunluğu daha düşük bulunan bölgeler (IGA > kontrol karşılaştırması):

  • İki taraflı inferior frontal girus

  • Sol singulat girus

  • İnsula

  • Sağ preküneus

  • Sağ hipokampus
    (hepsi p < 0.05)

Beyaz madde yoğunluğu daha düşük bulunan bölgeler:

  • İnferior frontal girus

  • İnsula

  • Amigdala

  • Anterior singulat
    (hepsi p < 0.05)

Ertelemeci İnsanların Alışkanlıgı: Cinsel davranışlar - Porno İzleme

Kanıt 1: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24871202/

veya:

https://www.researchgate.net/publication/262696663_Brain_Structure_and_Functional_Connectivity_Associated_With_Pornography_Consumption_The_Brain_on_Porn

Sağ Kaudat Çekirdeğinde Gri Madde Hacmi ile Negatif İlişki (Yapısal Bulgular)

Araştırmada, haftalık pornografi izleme süresi arttıkça, beynin ödül/alışkanlık devrelerinin (striatum) kritik bir parçası olan sağ kaudat (right caudate) bölgesindeki gri madde hacminin daha düşük olduğu raporlanmıştır. Gri madde, nöron gövdeleri ve yerel sinir devrelerini içeren, beynin “işleyen” dokusudur.

Ertelemeci İnsanların Alışkanlıgı : Sosyal Medya Bagımlılıgı

Kanıt 1 : https://www.researchgate.net/publication/368198836_Neuroimaging_the_effects_of_smartphone_over-use_on_brain_function_and_structure_-_a_review_on_the_current_state_of_MRI-based_findings_and_a_roadmap_for_future_research

Gözden geçirilen çalışmaların çoğu, aşırı akıllı telefon kullanım eğilimi (Problematic Smartphone Use - PSU veya Smartphone Use Disorder - SmUD) ile bazı beyin bölgelerindeki gri madde hacminin azalması arasında bir ilişki olduğunu öne sürmektedir.

Etkilenen Bölgeler: Çalışmalarda, aşırı akıllı telefon kullanıcılarında kontrol gruplarına göre daha düşük gri madde hacimleri bulunan beyin bölgeleri arasında anterior singulat korteks (ACC), orbitofrontal korteks (OFC), fusiform gyrus, parahippokampal bölgeler ve striatum (kaudat) bulunmaktadır.

Spesifik Örnekler:

Bir çalışma, sorunlu akıllı telefon kullanımı olan ergenlerde superior serebellar pedinkülün daha küçük hacimli olduğunu bulmuştur.

Başka bir çalışma, sorunlu akıllı telefon kullanımı olan kişilerde sol anterior insula, inferior temporal ve parahippokampal kortekste daha düşük gri madde hacmi olduğunu bildirmiştir.

Yine başka bir çalışmada, aşırı akıllı telefon kullanımı olan bireylerin sağ lateral orbitofrontal korteksinde daha düşük gri madde hacmi olduğu gözlemlenmiştir Yoo ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada, daha yüksek sorunlu akıllı telefon kullanım puanlarına sahip katılımcılarda daha düşük kaudat hacimleri tespit edilmiştir.

Kanıt 2:

https://www.nature.com/articles/srep45064?error=cookies_not_supported&code=6d15e696-e2d5-48ce-b8b5-2baf7e9c68cb#:~:text=SNS%20addiction%2C%20we%20show%20that,with%20one%E2%80%99s%20level%20of%20SNS

Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir MRI çalışmasında, sosyal ağ sitesi (SNS) bağımlılığı yüksek kişiler ile daha az kullananlar karşılaştırılmış ve iki taraflı amigdala hacimlerinde belirgin azalma saptanmıştır. Yani aşırı sosyal medya kullanan bireylerin duygusal işlemleme ile ilişkili amigdala bölgesinde gri madde hacmi daha küçük bulunmuştur. Buna karşın, ödül sistemiyle ilişkili nucleus accumbens hacminde belirgin bir fark gözlenmemiştir. İlginç bir şekilde, diğer bağımlılıklarda hacmi sıklıkla azalan ön singulat korteks (ACC) sosyal medya bağımlılığı grubunda sağlıklı görünmekte, hatta ACC gri madde hacmi bireylerin SNS bağımlılık skoruyla pozitif korelasyon göstermektedir.

Sosyal medya kullanımının beyinde yol açtığı haz ve ödül duygusu (muhtemelen dopamin aracılı) artarken, davranışın kontrolünü sağlayan ön bölge baskısı zayıflayabilir

Ana bulgular:

  1. Amigdala: Sosyal ağ bağımlılığı arttıkça her iki amigdalada da gri madde hacmi azalıyor (negatif korelasyon)

  2. Anterior/Mid-Cingulate Cortex (ACC/MCC): Beklenmedik şekilde pozitif korelasyon bulunmuş - sosyal ağ bağımlılığı arttıkça bu bölgedeki gri madde hacmi artıyor

  3. Nucleus Accumbens: Anlamlı bir değişiklik bulunmamış

Kısaca:

Amigdala zarar görmüş (duygusal kontrol bozulmuş)

Hayatı olumsuz etkiliyor

İlerleyen zamanda fren sistemi de bozulabilir

Ertelemeci İnsanların Alışkanlıgı : Akıllı Telefon Kullanımı.

Kanıt 1:

Örneğin, bir çalışma ergenlerde problemli akıllı telefon kullanımının beynin striyatal ödül yapılarından biri olan kaudat nükleusta daha küçük hacimle ilişkili olduğunu göstermiştir.

Bu araştırmanın linki: https://www.mdpi.com/22279032/12/1/15#:~:text=structural%20brain%20impairment%20have%20pointed,previous%20studies%20have%20revealed%20the

UYARI: Video ve yazıda yer alan görsellerdeki “küçülmüş beyin” gibi gösterilen görseller konuya dikkat çekmek için hazırlanmış illüstratif bir anlatımdır. Bilimsel çalışmalarda genellikle tüm beynin birden küçülmesi değil; belirli bölgelerde gri/beyaz madde gibi yapısal ölçümlerde daha düşük değerler raporlanmaktadır. Bu görseller, bu bölgesel farklılıkları sembolize eder. Ayrıca yapay zeka ile görsel hazırlarken çok detaylı bir şekilde görsel hazırlamanın şu anda mümkünatı yoktur.

YASAL UYARI:

Bu eğitim programı ve içerikler sadece bilgilendirme ve kişisel gelişim amaçlıdır. Sunulan bilgiler, tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez ve bu amaçla kullanılamaz. Programda paylaşılan bilgiler nörobilimsel araştırmalara ve davranış bilimi prensiplerine dayanmaktadır; ancak herhangi bir fiziksel veya ruhsal hastalığın tedavisi niteliğinde değildir. Eğer depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk veya başka bir psikolojik/psikiyatrik rahatsızlığınız olduğunu düşünüyorsanız ya da reçeteli ilaç kullanıyorsanız, lütfen önce bir doktora veya uzman hekime danışınız. Bu programa katılarak, kendi sağlığınız ve kararlarınızla ilgili tüm sorumluluğu kabul etmiş olursunuz.

MESAFELİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ VE KULLANIM KOŞULLARI

GİZLİLİK POLİTİKASI

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit.